(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Bilirkişi kurulunca somut emsal alınan Emir Sultan Mah. 266 ada 4 parselin davaya konu taşınmazla karşılaştırılması sonucunda, emsalin davaya konu taşınmazdan daha az değerli olduğu kabul edilmek suretiyle değerlendirme yapılmış ve mahkemece de bu rapora dayalı olarak hüküm kurulmuştur. 2942 Sayılı Kanunun 11. maddesinin (d) bendi gereğince emlak vergi değerlerinin de davaya konu taşınmaz ile emsalin karşılaştırılmasında göz önünde tutulması gerekir. Bu itibarla davaya konu taşınmazın ve emsalin emlak vergisine esas tutulan asgari m2 değerlerinin oranı ile bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişki giderilmelidir. Dosyaya getirtilen kayıtlara göre: davaya konu taşınmazın emlak vergisine esas asgari m2 değeri 145,14 TL, emsal alınan taşınmazın asgari m2 değeri ise 163,28 TL'dir. Emlak vergi değerleri bakımından emsal olarak alınan taşınmazın değeri, davaya konu taşınmazdan daha fazla olduğunu göstermektedir. Buna göre davaya konu taşınmazın en fazla emsal ile eşdeğer olduğunun tespiti gerekirken davaya konu taşınmazın emsal taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edilerek vergi değerlerine ters düşecek şekilde hüküm kurulmuş olması,
2- Mahkemenin ilk kararında tespit edilip davacı idare tarafından davalı adına bankaya yatırılan bedel ile bozmadan sonra saptanıp hüküm altında alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş olan mevduat faizi ile birlikte davacı idareye ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece salt fazla paranın ödenmesine hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy