(5018 S. K. Geç. m. 12)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucu alınan bilirkişi kurulu raporu hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Davadan önce ölmüş olduğu anlaşılan davalı Ü. A.'nın tüm mirasçılarını gösteren mirasçılık belgesi örneğinin dosyaya getirtilmesi ve davaya katılımları sağlanarak taraf teşkilinin tamamlanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
2- Taşınmazın arsa niteliğinde kabulüne dayanak yapılan dosya içerisindeki Belediye Başkanlığı yazılarında dava konusu taşınmazın belediye sınırları içinde imar alanı dışında olduğu, belediye hizmetlerinden yararlandığı bildirilmiş ise de, imar alanında olmaktan neyin kastedildiği, taşınmazın çevresinin meskun olup olmadığı konularında yeterli bilgiye yer verilmemiş, fen bilirkişisi taşınmazın şehir merkezine 3 km. uzaklıkta olduğunu tespit etmiş, dosyaya taşınmazın tüm çevresinin tarım arazileriyle çevrili olduğunu gösteren fotoğraflar ibraz edilmiş, mahkemece belediyenin yeterli bilgiyi içermeyen yazısı ve bilirkişi kurulunun soyut beyanları esas alınarak taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilmiştir.
Oysa ki; Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca kısmen benimsenen 28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan bir taşınmazın arsa niteliğinde kabulü için, uygulamalı (genelde 1/1000 ölçekli) imar planıyla iskan sahası olarak ayrılmış yerlerde bulunması esastır. Aynı karara göre, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için ise, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Taşınmazların belediye nazım imar (1/5000 ve daha büyük ölçekli) planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, şehir merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
Bu hususlar Belediye Başkanlığından ve diğer ilgili mercilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazların arsa niteliğinde olup olmadığı yeterince tespit edilmeden arsa olarak değerlendiren rapora göre hüküm kurulması,
3- Tüm araştırmalara karşın kamulaştırılan taşınmazın bulunduğu il veya ilçede uygun emsal bulunamaması halinde, benzer sosyo-ekonomik özellikte olması kaydıyla, emsalin civar il ve ilçelerde yer alan taşınmazlar arasından seçilebileceği Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarından olmakla birlikte, Silifke gibi gelişmiş ve taşınmaz alım satımının çok olduğu bir ilçede uygun emsal bulunamayacağı kabul edilemeyeceğinden, bilirkişi kurulunun raporunda emsalin komşu ilçe olan Gülnar'dan seçilmiş olması ve buna göre değerlendirme yapılması,
4- Emsal taşınmaza ait tapu kayıt örneğinin dosyaya getirtilip bilirkişi raporunun denetlenmesinin sağlanmaması,
5- 13.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 22 nci maddesinin (1) nolu bendi Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir ve aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (5) nolu bendi ise Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 Sayılı Kanunun Geçici 12 nci maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilir hükümlerini içermekte olup, bu yasal düzenlemelere göre kamulaştırılan taşınmazın davacı Karayolları Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK. nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy