(6100 S. K. m. 297)
Dava: Dava dilekçesinde, eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 7786 ada 2 parselde 9 nolu bağımsız bölümün maliki, davalılardan E. T.'nun da 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin maliki olduğunu, davalıların bitişik 1 parseldeki bodrum, zemin ve 1. katı aradaki duvarları yıkarak kendi bağımsız bölümleri ile birleştirip işyeri olarak kullandıklarını belirterek projeye aykırı değişikliklerin eski hale getirilmesi ve meskenlerin işyeri olarak kullanılmasının önlenmesini istemiş, mahkemece bir kısım talepler yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, projeye aykırı pencerelerin eski hale getirilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içerisine getirtilen tapu kaydına göre, davacı 7786 ada 2 parselde 9 nolu bağımsız bölümün, davalı E. T. aynı parselde dükkan nitelikli zemin kat 10 nolu bağımsız bölümün, diğer davalı İzemar Özel Sağlık Tesisleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ise 7786 ada 1 nolu parselde mesken nitelikli 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler ile işyeri niteliğindeki 13 nolu bağımsız bölümün malikleri olup, tapu kayıtları dikkate alındığında davacının talepleri ile tespit ve bilirkişi raporlarında belirtilen bağımsız bölümlerin parsel nosu, bağımsız bölüm numarası ve niteliklerinin örtüşmediği görülmektedir.
Bu itibarla; davacı tarafa dava dilekçesi ve talep sonuçları yeniden açıklattırılıp, 2 nolu parseldeki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin dava dışı kişilere ait oldukları da dikkate alınarak bilirkişi kurulundan mimari projeye ve tapuya göre dava edilen bağımsız bölümlerin parsel nosu ve bağımsız bölüm numaraları da açıkça belirtilerek infaz yönünden kroki de düzenlenmek suretiyle hazırlanacak ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. madde ve bendine de aykırı olacak şekilde, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıklanmadan, hangi parseldeki hangi bağımsız bölümlerle ilgili hüküm kurulduğu da gösterilmeden, davada konusuz kalan hususların taleplere göre hangileri olduğu da belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince, BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy