(2942 S. K. m. 7, 8, 10, 11) (6100 S. K. m. 119) (7201 S. K. m. 28)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik hükümlerine dayalı olarak kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiş, mahkemece dava dilekçesinde davalıların adreslerinin bildirilmediği, davacı vekiline Hukuk Muhakemeleri Yasasının 119. maddesine göre davalıların adreslerini bildirmesi için kesin süre verilmesine karşın süresinde adresleri bildirilmediğinden Hukuk Muhakemeleri Yasasının 119/son maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 7, 8 ve 10. maddelerine göre kamulaştırmayı yapan idarenin kamulaştırmaya konu olacak taşınmaz malların nitelikleriyle beraber sahiplerini, adreslerini, tapu, vergi, nüfus kayıtları üzerinden ve ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere bağlayarak tespit ettirdikten sonra taşınmaz malın malikine pazarlıkla satın almak veya trampa yoluyla devralmak istediğini resmi taahhütlü bir yazıyla bildirip, 15 günlük süre içerisinde malikin çağrının yapıldığı gün ve saatte gelmemesi halinde bu durumu bir tutanakla belirleyerek topladığı bütün belgelerle birlikte taşınmaz malın bulunduğu asliye hukuk mahkemesine kamulaştırma bedelinin tespitiyle bu bedelin ödenmesi karşılığında taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesini istemesi gerekir.
Dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre Yasanın 7. maddesi çerçevesinde kamulaştırılan taşınmazların maliklerinin adreslerinin tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden ve zabıta marifetiyle araştırmasının yapıldığı, bu araştırmalara rağmen davalı G. H. dışındaki diğer davalıların adreslerinin tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Aynı, Yasanın 10.maddesinin 2.fıkrasına göre; mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç 30 gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhattı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara 7201 sayılı Tebligat Yasasının 28.maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Buna göre İdarece adresleri bulunamayan davalıların adresleri mahkemece de yöntemine uygun bir şekilde araştırılıp yine adresleri bulunamazsa bu davalılara ilanen tebligat yapılarak işin esasına girilerek tahkikat tamamlanıp toplanan deliller ve oluşacak kanaate göre hüküm kurulması gerekirken, Yasanın yukarıda belirtilen bu düzenlemeleri gözardı edilerek yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy