(4721 S. K. m. 407, 466, 467, 468, 469) (2802 S. K. m. 93, 93/A) (1086 S. K. m. 573) (6100 S. K. m. 1, 114, 115)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde, 15.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olması nedeniyle 09.04.2009 ila 11.09.2010 arasında cezaevinde kaldığı halde kendisine Türk Medeni Kanununun 407. maddesi uyarınca vasi tayin edilmemesi sonucu maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek verilen zararın T.C. Adalet Bakanlığı'ndan Türk Medeni Kanunu'nun 466. ve 468. maddeleri gereğince tahsilini talep etmiş, mahkemece 6110 sayılı Yasanın 12, 14 ve geçici 2. maddesi uyarınca davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 466. maddesinde vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişilerin bu görevlerini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlü bulundukları, 467/1. maddesinde ise vasinin görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumlu oldukları, 468/1. maddesinde de Devletin vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumlu olacağı, 469. maddesinde ise vesayetle ilgili tazminat davalarının vesayet dairelerinin bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmıştır.
6110 Sayılı Yasanın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş olup bu madde uyarınca da hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle açılacak tazminat davalarının ancak Devlet aleyhine açılabileceği, 14. maddesi ile de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi değiştirilmiş olup buna göre de hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, yine geçici 2. maddesi ile de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 üncü maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında hâkimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacağı ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görüleceği hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin belirlenmesi ve niteliği" başlıklı 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Aynı yasanın 114/1-c maddesi mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğunu, 115. maddesi de mahkemece dava şartının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağını, mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verileceğini hükme bağlamıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 9 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum olduğu, cezanın infazına 09.04.2009 tarihinde başlandığı, davacı vekilinin 09.06.2009 tarihinde vasi tayini talebinde bulunduğu, ayrıca Karabük Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 09.07.2009 tarihli ihbar yazısı ile Türk Medeni Kanununun 407. maddesi uyarınca hükümlü V. T.'e vasi tayin edilmesinin istenildiği, hükümlünün 11.09.2010 tarihinde cezaevinden tahliye olması nedeniyle mahkemece 21.10.2010 tarihinde vasi tayini talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar yerel mahkemece 6110 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca hakimlerin bir soruşturma veya kovuşturma veya dava ile ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davasının ilgili Yargıtay Dairesinde görüleceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; belirtilen düzenleme genel niteliktedir. Türk Medeni Kanunu'nun 468. maddesindeki Devletin sorumluluğuna ilişkin düzenleme vesayet işlerindeki Devletin sorumluluğunu düzenlediğinden daha özel nitelikte bulunduğu için öncelikle uygulanmalıdır. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olması nedeniyle 09.04.2009 ila 11.09.2010 arasında cezaevinde hükümlü olarak kaldığı halde kendisine Türk Medeni Kanununun 407. maddesi uyarınca vasi tayin edilmemesi sonucu maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek verilen zararın T.C. Adalet Bakanlığı'ndan Türk Medeni Kanunu'nun 466. ve 468. maddeleri gereğince tahsilini talep etmiştir. Ayrıca davacı 31.10.2011 havale tarihli dilekçesi ile davasının vasi tayini dosyasına bakan hakimin yaptığı yargılama faaliyetine ilişkin olmadığını belirtmiş, yine 25.11.2011 havale tarihli dilekçesi ile de Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesi veya Hakimi tarafından yaratılmış bir usulsüzlük veya gecikme söz konusu olmadığını, Hakime yönelik bir davasının bulunmadığını belirtmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve özellikle davacının 31.10.2011 ve 25.11.2011 havale tarihli dilekçeleri karşısında vasi atanmaması nedeniyle tazminat isteminde görevli mahkeme, Yargıtay ilgili hukuk dairesi değil, vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesi olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilip işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)