(3194 S. K. m. 18)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece yapılan araştırma ve incelemeyle alınan bilirkişi raporu hükme yeterli değildir. Şöyle ki,
1) Dosya içerisinde bulunan ve Dairenin geri çevirme kararlarıyla dosyaya getirtilen Menemen Belediye Başkanlığı'nın 8.8.2011 ve 20.1.2012 tarihli yazılarından davaya konu 223 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının (yaklaşık 6600 m2) 1/1000 ölçekli eski imar planı kapsamında, bir kısmının da uygulama imar planı dışında kaldığı, imar planı dışında kalan alanın da dava tarihinden sonra (2009 yılının 12. ayından sonra) 1/25000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planı revizyonunun kesinleşmesinden dolayı bir kısmının küçük sanatlar sanayi alanında bir kısmının da tarımsal niteliği korunacak alanda kaldığı, belediye hizmetlerinin tamamından yararlanmadığı, etrafının meskûn alan olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre taşınmazın 1/1000'lik eski imar planı içerisinde olan kısmı arsa, plan dışında kalan kısmı ise tarım arazisi olarak değerlendirilecektir. Dava konusu taşınmaz kısmen kamulaştırdığından, öncelikle kamulaştırılan kısmın eski 1/1000 ölçekli imar planı içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, kalmakta ise arsa, aksi halde tarım arazisi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kamulaştırılan bölümün kısmen imar planı içinde, kısmen imar planı dışında yer aldığının saptanması halinde ise, plan içindeki kısım arsa, plan dışındaki kısım da arazi olarak değerlendirilmelidir.
Yukarıda açıklanan hususta araştırma yapılmadan, kamulaştırılan kısmın tamamının arsa niteliğinde olduğunun kabulü ve bu niteliğine göre değerlendirilmesi,
2) Kabule göre de, bilirkişi kurulu raporunda davaya konu taşınmazın somut emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Yasası'nın 18. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca düzenleme ortaklık payına tekabül eden indirim yapılması sırasında hesaplama hatası yapılmak suretiyle davaya konu taşınmazın m2 değerinin daha fazla bulunması, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istenmesi halinde temyiz edenlere iadesine, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy