(2942 S. K. m. 12) (5018 S. K. Geç. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde ve birleşen davada kamulaştırmadan arta kalan yerin kamulaştırılmaması ve kullanılamaz hale gelmesi sebebiyle tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Birleşen dava yönünden:
Kamulaştırma Yasasının 12. maddesinin 4. fıkrası hükmüne göre bir kısmı kamulaştırılan taşınmaz malda artan kısım yararlanmaya elverişli bir durumda değil ise kamulaştırılma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin en geç 30 gün içinde yazılı başvurusu ile bu kısmın da kamulaştırılması zorunludur. Somut olayda davaya konu 392 parsel sayılı taşınmazın ifrazıyla oluşan 495, 496, 497 ve 498 parsel numaralı taşınmazlardan 496 parsel numaralı olanın kanal yapılmak üzere kamulaştırdığı, kamulaştırma dışında kalan bölümlerin yararlanmaya elverişli bir durumda olmadığı bu sebeple buranın da kamulaştırılması gerektiği ileri sürülerek belirtilen yasa maddesinde öngörülen süre içerisinde davacı S.K.'ün bir başvurusu bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda adı geçen davacının davasının reddi gerekirken sözü edilen davacı yönünden davanın kabulüyle tazminata ve tescile hükmedilmiş olması,
2- Asıl dava yönünden:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak,
1- Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) göz önünde tutulduğunda, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır. Dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandığına göre, yukarda açıklandığı gibi belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, %4 oranına göre bedel tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması,
2- Bilirkişi raporunda münavebeye alınan pamuk, buğday ve samanıyla mısır ürünlerinin dava tarihi (2008 yılı) itibarıyla dekar başına ortalama verim, kg başına ortalama toptan satış fiyatları ve dekar başına ortalama üretim giderlerini gösterir (masrafları oluşturan kalemleri ayrıntılı gösteren) resmi veri cetvellerinin gıda, tarım ve hayvancılık il müdürlüğünden getirtilip raporun buna göre denetlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- 11.10.2011 gün ve 662 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 6200 Sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'a eklenen geçici 9. maddenin 3. paragrafında DSİ'nin mülkiyetinde iken 5018 Sayılı Kanunun geçici 12. maddesi gereğince Hazineye devredilen ve DSİ faaliyetleri için Hazine adına kamulaştırılan taşınmazlardan bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyetinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde DSİ adına re'sen tescil edileceği, tescil işlemi sebebiyle hiç bir bedel ve harç alınmayacağı hükmünü içerdiğinden, davaya konu taşınmazlardaki davacı C. K. payının davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilmesi gerekirken Hazine adına tesciline karar verilmiş olması, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 21.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy