(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Kamulaştırma Yasasının 11. maddesi hükmüne göre, bedel tespit davalarında öncelikle kamulaştırılan taşınmazın değerlendirme tarihindeki vasfının (arsa veya arazi) belirlenmesi, arsa vasfında ise değerlendirme tarihinden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değeri, taşınmaz arazi vasfında ise değerlendirme tarihindeki mevkii ve şartlara göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınmak suretiyle değerinin belirlenmesi gerekir.
Geri çevirme kararı üzerine dosya içerisine getirtilen İ. Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 29.2.2012 tarihli yazılarına göre davaya konu taşınmazın plansız alanda kaldığı, ancak söz konusu parsel kıyı şeridinin ilk 50 m içerisinde kaldığından Kıyı Kanununun ilgili maddesi gereğince plan yapılması durumunda yeşil alan olarak ayrılması gereken yerlerden olduğu, etrafının meskûn olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, aynı kamulaştırmaya konu davaya konu parsele bitişik 700 numaralı parsele ait İskenderun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/72 E. 126 K.sayılı (Dairenin 2012/4034 E.-4805 K.sayılı) dosyası içerisindeki, aynı belediyenin yazısından taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca da kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 Sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskûn olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd.) yararlanan ve meskûn yerler arasında yer alması gerekir. Dava konusu taşınmazın, imar planı içerisinde olmadığı gibi, meskûn mahalde de bulunmadığı anlaşıldığından "arsa" niteliğinde kabulüne olanak yoktur.
Yukarıda açıklanan sebeplerle taşınmazın arazi olarak değerlendirilmesi gerekirken arsa niteliğine göre değerlendirme yapılarak buna göre bedel belirlenmiş olması,
2- Kamulaştırma sebebiyle davaya konu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kesiminin geometrik şekli, yüzölçümü, tarımsal bütünlüğü dikkate alınarak değer kaybı verilmemesi gerekirken, artan kesimde %80 oranında değer kaybına hükmedilerek kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi, doğru görülmemiştir.
Mahkemece gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden değerlendirme tarihine göre münavebeye alınacak ürünlerin hangileri olduğu ve bunlara ait dekar başına ortalama verim, üretim maliyeti ve toptan satış fiyatlarına dair resmi veriler getirtildikten sonra arazi niteliğine göre inceleme yapacak bilirkişi kurulu oluşturularak bu verilere uygun değerlendirme yapan rapor alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy