(3561 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 427)
Dava: Dava dilekçesinde, 19 parsel sayılı taşınmazın idaresi için kayyım tayin edilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, Van-Selinbey Mah. 667 ada 19 parseldeki taşınmaz maliki A. Haci Ahmetin nerede olduğu, sağ mı ölü mü olduğu, mirasçılarının bulunup bulunmadığı belli olmadığından Türk Medeni Kanununun 427. maddesi ve 3561 Sayılı Kanun uyarınca Van Defterdarının kayyım atanmasını istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davaya konu taşınmazın 21.9.1971 tarihinde kadastro tesisinden A. Haci Ahmet adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespit tutanağında malik için ölü yazdığı, 11.3.2009 tarihli malik araştırma tutanağında malik A. Haci Ahmetin nerede olduğu, sağ mı ölü mü olduğu, mirasçılarının bulunup bulunmadığının bilinmediğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
3561 Sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1. maddesinde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder. hükmü mevcuttur. Somut olayda 19 parsel maliki A. Haci Ahmetin nerede olduğu, sağ mı ölü mü olduğu, mirasçılarının bulunup bulunmadığı belli olmadığı gibi mirasçı olduğu iddia edilen kişilerin gerçekten malik A. Haci Ahmet'in mirasçısı olduğu nüfus kaydı ve mirasçılık belgesi gibi resmi belgelerle kanıtlanamadığı, Türk Medeni Kanununun 427. maddesiyle 3561 Sayılı Kanunun uygulanması şartları oluştuğu gözönüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 25.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy