(634 S. K. m. 35)
Dava: Dava dilekçesinde, davalıların haksız müdahalelerinin önlenmesi ve projeye aykırılığın eski hale getirilmesi istenilmiş, mahkemece davanın davalılar İ. ve M. yönünden reddine diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı R. Ç. tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı asıl ve birleşen davada, binanın tuvalet giderinin yatak odası ve çocuk odasından geçtiğini, daire içine pis suların sızdığını, evde dayanılmaz bir koku oluştuğunu, eşya ve parkelerin zarar gördüğünü ileri sürerek, bağımsız bölümü içerisinden geçen kanalizasyon borularının daire dışına çıkarılması suretiyle müdahalenin önlenmesini istemiş, mahkemece davacıya ait bağımsız bölümde oluşan su sesi ve sızıntının, dairede mevcut tahliye sorununun suyun yukarıdan itibaren davacının dairesine geldiğinde dirsek yapmayacak şekilde daire zemin tabanına ulaşan boruların daha sonra suyun kota göre, uygun şekilde dışarıya tahliye edilmesinin sağlanması, davacının dairesinde çocuk odası ve yatak odasına denk gelen tahliye borularında ses yalıtımının yapılması sureti ile mağduriyetinin giderilmesine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile özellikle bilirkişi raporunun incelenmesinde; dava konusu anataşınmazın binanın ilk inşası sırasında projeye aykırı olarak yapıldığı ve üst katta yer alan banyodaki düşük döşemenin bodrum kattaki yatak odası ve çocuk odasının üzerine geldiği, tesisatın üst üste gelmemesi nedeniyle çocuk odası tavan kısmına rastlayan kesimde dirsek yapılarak atık suların yön değiştirdiği ve pis su borusuna aktarıldığı, boruların geçirildiği bölümde rutubet olduğu, dairede koku oluştuğu, dirsek nedeniyle su sesinin duyulduğu anlaşılmakla binanın ilk inşası sırasında yapılan ortak yerlerle ilgili projeye aykırılıktan ve bunun verdiği zararın giderilmesinden davacı da dahil tüm kat malikleri sorumlu olup mahkemece, dava konusu anataşınmazdaki tüm bağımsız bölüm maliklerinin davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra bilirkişi raporunda belirtilip mahkemece hükmolunan ve davacının mağduriyetini giderici önlemlerin yerine getirilmesi için öncelikle KMK'nun 35. maddesi gereğince bu iş için gerekli giderler bilirkişiye tespit ettirilerek bunun avans niteliğinde kabulü ve kat maliklerinden arsa payları oranında alınmak suretiyle yapılmak üzere yöneticiye yetki ve süre verilmesi, yönetici tarafından yerine getirilmediği takdirde davacıya yetki verilmesi gerekirken, taraf teşkili de sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy