(2942 S. K. m. 14, 15)
Dava: Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin artırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 11. fıkrasına göre, mahkemece oluşturulan bilirkişi kurullarının belirlediği değer takdir komisyonunun belirlediği değerin bir mislini aşarsa, hakim yeniden bilirkişi kurulu oluşturur. İki raporun birbirini teyit etmediği veya davacı daha az değerli, davalı ise daha yüksek değerli raporu kabul etmediği takdirde, ortalama değeri ifade edecek rapor için üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ortalama değeri ifade eden rapor doğrultusunda hüküm kurulur.
Somut olayda öncelikle davacı vekilinin düşük değerli raporu kabul edip etmediği yönünde beyanı alınarak düşük değerli raporu kabul etmesi halinde bu rapora göre, kabul etmezse iki raporu uzlaştırıcı rapor almak üzere üçüncü bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılıp ortalamayı belirleyen rapora göre hüküm kurulması gerekirken, düşük bedelli rapor esas alınmak suretiyle değer belirlemiş olması,
2-Kamulaştırma Yasasının 14. maddesinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malın sahibinin yapılan tebligat gününden veya tebliğ yerine geçen ferağ tarihinden itibaren 30 gün içinde, takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı adli yargıda dava açacağı hükmüne yer verilmiş olup, bedele ilişkin olarak açılacak dava yönünden yasada öngörülen, hak düşürücü nitelikteki bu süre geçtikten sonra malikin artık bedel konusunda dava açma hakkı bulunmamaktadır.
Malikin dava hakkının bulunduğu hak düşürücü süre içinde bedel artırım davası açıldıktan sonra HUMK.nun 86 ve müteakip maddelerine dayanılarak müddeabihin artırılmasına yönelik ıslah isteme hakkı mevcut ise de, bu süre geçtikten sonra bedelin daha da artırılması gerektiğinden bahisle ayrı bir dava açması ve ilave bedel için ıslah talebinde bulunması yasal olarak mümkün değildir. Başka bir deyişle, ıslah istendiği tarihte dava hakkı düşmüş ise, bu husus ıslah istemine konu edilemez. Buna göre hak düşürücü süre geçtikten sonraki ıslah isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 25.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy