(5737 S. K. m. 7)
Dava: Dava dilekçesinde, galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile kan bağının ispatlanması sonra da bu hususta vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.
Dosyada bulunan nüfus kayıtları ile diğer belge ve bilgilere göre; davacıların, dava konusu vakıfların vakıf evladı ve Nevşehirli Damat İ. P. Vakfı'nın ise galle fazlasına müstahak vakıf evladı oldukları yolundaki mahkemenin tespitinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak;
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Vakıflar Genel Müdürlüğünün 28.01.2013 gün 2234 sayılı yazısına göre dava konusu Nevşehirli Damat İ. P. kızı F. H., Nevşehirli Damat İ. P. kızı A. H. ve A. kızı İ. P. karısı H. R. H. Vakıflarının her birinin ayrı ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup mazbut vakıf statüsüne alındıkları, bu vakıfların her birine ait olmak üzere 1 Gurrei Receb 1143, 11 Şevval 1172, 9 Safer 1157, Gurrei Cemaziyelevvel 1179 Hicri tarihli vakfiyeleri ile bu vakfiyelere ait çok sayıda zeyl vakfiyelerinin olduğu, bu vakfiyelerde ve zeyillerinde galle fazlasının evlada verilmesi ile ilgili olarak ayrı ve özel düzenlemelerin bulunduğu, örneğin 9 Safer 1157 Hicri (1744 M.) tarihli vakfiyede galle fazlasının kız erkek ayrımı yapılmadan batın şartı (ön batında sağ vakıf evladı varken sonraki batında olan evladın galle alamaması kuralı) ile evlada bırakıldığı, bir kısım vakfiyelerde ise galle fazlasının evlada bırakılması yönünde bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece; dava konusu vakıflardan galle alan evlat listesi ve dayanakları evrakın Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden, davacılara ait gidebildiği kadar üst soylarını gösterir nüfus kayıtlarının ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilip, yukarıda açıklandığı şekilde galle konusunda her bir vakıf ve vakfiye şartlarının ayrı ayrı olmak üzere uzman bilirkişiye incelettirilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, infazda çelişki oluşturabilecek şekilde ve eksik araştırmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy