(4721 S. K. m. 286)
Dava: Dava dilekçesinde, soy bağının iptali, nüfus kaydının düzeltilmesi ve kayyım atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, kendi nüfusunda kızı olarak kayıtlı gözüken E.'nin babası olmadığını bu nedenle soy bağının reddiyle nüfus kaydından E.'nin çıkartılmasını, E.'nin yaşı küçük olması nedeniyle kendisine kayyım atanmasını istemiş, mahkemece yaşı küçük çocuklara kayyım atama görevinin sulh hukuk mahkemesine ait bir görev olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Türk Medeni Kanununun 286 ncı maddesine göre dava açmıştır. Türk Medeni Kanununun bu maddesi hükmüne göre dava, ana ve çocuğa karşı açılmak zorundadır.
Çocuğun yaşı küçük olması durumunda çocuğa kayyım tayin edilmesini sağlamak için mahkemece davacı vekiline bu konuda yetki verilebileceği gibi doğrudan sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulması da mümkündür. Davanın bu nitelendirilmesine göre, mahkemece işin esasına girilerek tüm deliller toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy