(2942 S. K. m. 11) (6001 S. K. m. 22, Geç. m. 1) (5018 S. K. Geç. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı İ. vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşifler sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, birinci bilirkişi kurulu raporunda arazi sekilendikten sonra damla sulama tesisi kurulmak suretiyle sulandığı biçiminde bir gerekçe gösterilmiş, ikinci bilirkişi kurulunca bu yönde bir açıklamaya yer verilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak buna göre değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), kaynaktan alınan suyun taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden çelişkili düzenlenen ikinci bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2- 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmakta olduğu halde satış fiyatlarının belirlenmesinde hal müdürlüğü ve Toprak Mahsulleri Ofisi ortalamalarının alınması,
3- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza %6 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değer biçilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı v.b.) dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken, birinci bilirkişi raporunda sulu olduğu belirtilen taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının taşınmazın sulu ya da kuru arazi olup olmadığına yer vermeden ve denetlenebilir bir gerekçede gösterilmeden %6 kabul eden ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre karar verilmesi,
4- Taşınmazın tüketim merkezlerine ve anayola yakınlığı gibi nedenler tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en çok %10 objektif artışa neden olabileceği düşünülmeden %15 oranında objektif artış uygulayan bilirkişi raporuna göre fazla bedele hükmedilmiş olması,
5- 13.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 22. maddesinin (1) nolu bendi Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir hükmünü ve aynı Kanun'un Geçici 1. maddesinin (5) nolu bendi ise Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 sayılı Kanunun Geçici 12 nci maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilir hükmünü içermekte olup bu yasal düzenlemeye göre kamulaştırılan taşınmazın davacı Karayolları Genel Müdürlüğü adına tesciline (talep halinde terkine) karar verilmesi gerekirken, istemin dışına çıkılarak yol olarak terkinine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda gerektiğinde yerinde yeniden keşif yapılıp hakimin gözlemi de tutanağa geçirilmek suretiyle taşınmazın yukarıda belirtilen özelliklere (kuru-sulu) sahip olup olmadığı da belirlendikten ve gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü mısır verileri de getirildikten sonra oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy