(2942 S. K. m. 11) (6001 S. K. m. 22, Geç. m. 1) (5018 S. K. Geç. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 2942 Sayılı Kanunun 11. maddesinin (d) bendi gereğince emlak vergi değerlerinin davaya konu taşınmazla emsalin karşılaştırılmasında gözönünde tutulması gerekir. Bu bakımdan, davaya konu taşınmazın ve emsalin emlak vergisine esas tutulan asgari m2 değerlerinin oranıyla bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınan oranın birbirinden fahiş ölçüde farklı olduğunda, bu farklılık ve çelişki giderilmelidir. Dosyadaki kayıtlara göre, 2011 yılında davaya konu 115 parsel sayılı taşınmazın emlak vergisine esas asgari m2 değeri kıraç arazide 0.19 TL, taban arazide 0,33 TL, sulak arazide 0,47 TL, emsal alınan 1598 parselin ise 11,42 TL olduğu anlaşıldığından emsal taşınmazın davaya konu taşınmazdan daha değerli olduğu dikkate alınıp en fazla eşdeğer kabul edilerek değerlendirme yapılabileceği düşünülmeden, davaya konu taşınmazın emsal taşınmazdan 5,5 kat değerli kabul edilerek vergi değerlerine ters düşecek şekilde yeterli, inandırıcı ve somut gerekçelere de dayandırılmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması,
Bilirkişi kurulu raporunda emsal olarak incelenen 1598 parsel davaya konu taşınmazın Dairenin geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen belediye başkanlığı yazı cevabına göre kadastro parselleri oldukları anlaşıldığına göre bilirkişi raporunda emsal imar parseli davaya konu taşınmaz ise kadastro parsel kabul edilip emsalin düzenleme ortaklık payı düşülmeden önceki alanı bulunup bu miktar üzerinden emsalin dava tarihi itibariyle değerini belirleyen rapora göre hüküm kurulması,
Dosyada mevcut tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın üzerinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü lehine eski irtifak hakkı şerhi mevcut olup, bu irtifak hakkının taşınmazda meydana getirmesi kaçınılmaz değer kaybının bilirkişi kurulunca dikkate alınmadan taşınmazın kamulaştırma bedelinin yüksek tespit edilmesi,
Dava dilekçesi ve kıymet takdirinde davaya konu taşınmazın 6190,61 m2 sinin kamulaştırılmasının talep edildiği mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kamulaştırmadan arta kalan ve fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 380,08 m2 alanın yüzölçümünün küçük ve geometrik şeklinden dolayı kullanılamayacak durumda olduğu ve kamulaştırılması gerektiği belirtilerek bu yerin de değeri belirlenerek toplam kamulaştırma bedeline hükmedildiği halde artan 380.08 m2 nin tapusunun iptaliyle idare adına tesciline karar verilmemesi,
Dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki mevcut rehin şerhinin kamulaştırma bedeline yansıtılmaması,
Dava konusu taşınmazın tapu kaydında su geçirme hakkı olup üzerindeki mevcut şerhlerle birlikte idare adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
13.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 22. maddesinin (1) numaralı bendi "Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir" hükmünü ve aynı Kanunun Geçici 1. maddesinin (5) numaralı bendi ise "Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 Sayılı Kanunun Geçici 12. maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilir" hükmünü içermekte olup, bu yasal düzenlemeye göre kamulaştırılan taşınmazın davacı Karayolları Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilmesi gerekirken, Hazine adına tesciline hükmedilmesi, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy