(6001 S. K. m. 22) (5018 S. K. Geç. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki,
1- Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin 1. fıkrasının arazilere dair (f) bendinde taşınmaz malın dava tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın bulunduğu mevkide devlet eliyle oluşturulmuş sulama alt yapısının olmadığı, değişen ve modernleşen tarımsal sulama politikalarıyla devlet destekli tarımsal sulama projeleri sonucunda DSİ sulama imkanlarının olmadığı alanlarda da sulama imkanlarının doğduğu bölge çiftçisinin DSİ sulama alanları dışında kalan tarım arazilerinde kapalı sistem damla sulama sistemi tesis ederek derin kuyu sondaj izinleri alarak veya parsel başlarına havuz yaparak TEDAŞ'dan tarımsal elektrik abonelik izni alabildikleri şeklinde soyut açıklamalarla sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak buna göre değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan yararlanılıp yararlanılmadığı, yararlanılıyor ise hangi sistemle yararlanıldığı hususlarında ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2- 13.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 22. maddesinin (1) numaralı bendi Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir hükmünü ve aynı Kanunun Geçici 1. maddesinin (5) numaralı bendi ise Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 Sayılı Kanunun Geçici 12. maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilirhükmünü içermekte olup, Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik 10. maddesinin 11. fıkrasına göre kamulaştırması yapılan taşınmaz mal tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istenmesi halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Mahkemece, Kanunun bu hükmü ve davacının terkin yönünde bir talebi de olmadığı dikkate alınmadan, kamulaştırılan kısmın Karayolları adına tescili yerine, yol olarak terkinine karar verilmesi,
3- Dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut olan ipotek ve haciz şerhlerinin (halen devam ettiği takdirde) tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmaması, doğru görülmemiştir.
Mahkemece gerekirse 1 numaralı bozma nedeni doğrultusunda yerinde yeniden keşif yapılıp hakimin gözlemi de tutanağı geçirilmek suretiyle taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde araştırılıp saptanmalı, susuz olduğunun belirlenmesi halinde bilirkişi kurulundan kuru tarım arazilerinde münavebeye alınacak ürünlere dair ortalama verilere göre değerlendirme yapıp kapitalizasyon faizini %6 oranında almak suretiyle değer belirleyen ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy