(2942 S. K. m. 10, 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen Yıldırım Belediye Başkanlığı'nın 30.1.2013 tarihli yazısından, bilirkişi kurulunca somut emsal alınarak incelenen 200 ada 32 parsel sayılı taşınmazın satış tarihi itibariyle imar uygulaması görmüş imar parseli olduğu ve %20 oranında düzenleme ortaklık payı kesildiği, davaya konu taşınmazın ise dava tarihi itibariyle kadastro parseli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davaya konu taşınmazın somut emsal alınan taşınmazla karşılaştırması sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiği düşünülmeden, kamulaştırma bedelini yüksek tespit eden rapora göre karar verilmesi,
2- Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan davalı Ö. G.'e ait bodrum ve zemin kattan oluşan binanın ve davalı H. G.'e ait bodrum, zemin ve 2 normal kattan oluşan binanın tamamının. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan 2011 yılına ait Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Cetvelinde belirtilen niteliklerine göre 3. sınıf A grubu yapı olarak değerlendirilmesi gerekirken, bilirkişi kurulunca zemin ve normal katların 3. sınıf A grubu, bodrum katların 2. sınıf B grubu ve balkonun 2. sınıf A grubu olarak nitelendirilmesi ve böylece her bir kat ayrı ayrı değerlendirilerek bedel tespit edilmesi, mahkemece de bu rapora göre hüküm kurulması,
3- Dosyada mevcut tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın üzerinde Yıldırım Belediyesi lehine geçici inşaat şerhi mevcut olup, bu şerhin taşınmazın değerine olan etkisi araştırılarak varsa taşınmazda oluşturacağı değer kaybının bilirkişi kurulunca değerlendirilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
4- Tapu kaydında davalı H. G. hissesi üzerindeki ipotek şerhi, karar tarihinden önce terkin edildiği halde davalı H. G. hissesinde mevcut ipoteğin kendisine ödenecek bedele yansıtılmasına karar verilmesi, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istenmesi halinde temyiz edenlere iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy