MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ: 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu cihetle; suç ve iddianame tarihleri nazara alındığında hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği ve somut olayda, suça sürüklenen çocuğun bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işlediği gözetilerek TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanmasıyla yetinilmesi gerekirken yazılı biçimde iki suçtan ayrı ayrı ceza tayin edilmesi,
2- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi gereğince, zorunlu müdafii ücretlerinin suça sürüklenen çocuğa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve suça sürüklenen çocuk ve müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.