MAHKEMESİ : Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanık hakkında 5846 sayılı Kanun'un 81/13. maddesinin uygulanması, anılan Kanun'un 71. maddesinde öngörülen suçu takibi şikayete bağlı suç olmaktan çıkarıp resen takibi gerektiren suça dönüştürmesi nedeniyle, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile getirilen uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5846 sayılı Kanun'un 71/1 ve 81/13. maddesi ile ceza tayininde seçimlik cezalardan adli para cezasının seçilmesinde kanuni bir engel bulunmaması ve 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler gözetilerek temel cezanın belirlenmesi gerekirken, adli para cezasının seçilmesinde kanuni engel olduğu şeklindeki yerinde görülmeyen gerekçe ile sanık hakkında hükmedilen temel cezanın hapis cezası olarak belirlenmesi,
2- 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesindeki kişi tabiriyle kastedilenin suçun mağduru olması, haklara tecavüzün önlenmesi başlıklı 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesinde düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda Dairemizin de benimsediği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde de bu durumun değişmeyeceği, zira 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç genel teorisine göre tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacak olup bu nedenle tüzel kişiliği haiz Sinebir’in şikayeti nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığı halde anılan fıkra uygulanarak fazla ceza tayini,
Kabule göre de;
3- Kasıtlı suçtan hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı ve sanığın, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy