(3628 S. K. m. 4, 15) (5237 S. K. m. 5, 53)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: I- Katılan vekilinin görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme ilişkin temyizine yönelik olarak,
Katılan vekilinin 3628 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan dolayı suçtan doğrudan zarar gören olmasına bağlı olarak davaya katılmasına karar verildiği, görevi kötüye kullanma suçundan ise doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUKnın 317. maddeleri uyarınca şikayetçi kurum ... vekilinin tebliğnameye uygun olarak, temyiz isteğinin reddine,
II- 3628 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
3628 sayılı Kanun'un 4. maddesinde "Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Kanun'un uygulanmasında haksız mal edinme" sayılacağı belirtilmiş olup, suç tarihinin malların edinim tarihleri olacağı da gözetilerek,
1) 24/06/2010 tarihli bilirkişi raporuyla sanığın üzerine kayıtlı bulunan taşınmazların değer tespitinin yapıldığı, 23/12/2005 tarihinde edindiği tapuda mesken olarak gözüken 252 ada 91 parsel sayılı taşınmazın haksız edinme tarihindeki değeri yerine diğer taşınmazlar gibi 2007 yılı maliyet değerinin saptandığı, 252 ada 91 parsel yönünden edinme tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiği,
2) ... İlçesi ... mahallesi, ... mevkiinde kain ve 169 ada 170 parsel sayılı arsada, sanığın tam hisse sahibi olduğundan yola çıkılarak 3 dükkan ve 10 dairenin değeri üzerinden hesaplama yapıldığı, 13/08/2010 tarihli bilirkişi raporunda da haksız edinme miktarının bu değerlere göre belirlendiği ancak dosya arasında bulunan mevcut kayıtlardan sanığın 169 ada 170 parsel sayılı arsadaki tam hisse miktarının ne kadar olduğuna dair bir belgenin bulunmadığı, 30/10/2008 tarihli tapu senedinin incelenmesinde ise sanığın 169 ada 170 parsel sayılı arsanın 66/358 hissesine sahip olduğu kaydının yer aldığının anlaşılması karşısında, 169 ada 170 parsel sayılı taşınmazın tüm geldi gittilerini kapsayacak şekilde tapu kayıtlarının incelenerek sanığın suç tarihindeki hisse miktarının ve edinme tarihindeki değerinin tespit edilmesinin gerektiği,
3) Normal bir ailenin yaşamı için gerekli ortalama tutarlar düşülerek geri kalan miktarların tasarruf edilebileceği gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanık tarafından çekilen kredilerin ödenmiş olan taksit tutarlarının gider olarak kayda alınması gerektiği gözetilerek sanığın atılı suçu işleyip işlemediğinin ortaya konulması hususlarında tespitler içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması,
Kabule göre ise de;
1- Adli para cezasının 450 TL yerine 360 TL olarak belirlenmesi,
2- 3628 sayılı yasanın 15. maddesindeki "müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklılığa ilişkin güvenlik tedbirinin", 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 5. maddesi gereğince uygulanamayacağı ve TCK'nın 53/1. maddesinin tatbiki gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy