MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5271 Sayılı CMK'nın 223/(5) maddesinde "..yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir...", yine CMK 217/(2) maddesinde: "...Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir...", CMK 206/2-a maddesi gereği; "... Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur..." ve 230/1-b maddesinde; ".. Hükmün gerekçesinde... hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesiyle, ... dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerektiği..." düzenlenmektedir. CMK 289/(1)-i maddesine göre ise hükmün sadece hukuka aykırı olarak elde edilen delile dayanması hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla mutlak Bozma sebebidir.
Kamu davasına konu maddi olay, disco ve restaurant olarak işletilen bir işyerinde DJ kabinindeki ses mikseri ve ses sistemi vasıtasıyla, önceden oluşturulan karışık MP3 CD üzerinden suça konu yerli müzik eserlerinin müşterilere izinsiz olarak ve hak sahiplerinin mali ve manevi haklarına tecavüz etmek suretiyle dinletilmesi iddiasıdır.
Mahkemece, bilirkişinin yeminini usulüne uygun yapmaması, görevinin ne olduğunun açıkça anlatılmaması, ayrıca bilirkişi olarak atanma sıfatına sahip olmaması gerekçeleriyle, dosyada bilirkişi raporu dışında başkaca bir delil olmadığı gerekçesiyle sanığın Beraatine karar verilmiştir. CMK'nın 64/2 maddesinde yazılı olduğu üzere, adli yargı adalet komisyonu listesine girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebileceği gibi, uygulamada her adli dönem başında bilirkişilerin toplu halde yemin ettikleri, yemin edemeyenlerin ise inceledikleri dosyayı teslim almadan yemin ettikleri bilinmektedir. Mahkemece verilen kararda yazılı gerekçenin aksine, dosyada atanan bilirkişiye usulünce yemininin yaptırılmış olduğu, görevinin ne olduğunun anlatıldığı görülmektedir. Öte yandan bilirkişi raporu dışında sanığın dolaylı ikrarı, tespit raporu, tutanaklar ve suç tarihinde işyerinde çalan müziğin kaydedilmesi sonucu ele geçen ses CD'sinin de bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunun hukuka aykırı bir delil olarak görülmesi durumunda dahi, Mahkemece CMK 206/(2)-a maddesi gereği reddedilerek, yukarıda yazılı olan diğer deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, hak sahipliği ve kovuşturma şartlarına dair incelemelerin yapılması, şayet bilirkişi değerlendirmesi gerekiyorsa da eldeki bilgi ve belgelerin yeni bir bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi sonrasında suçun sübutu ve sanığın hukuki durumu hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bilirkişinin usulünce yemini yaptırılmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılanlar vekillerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.