5941 sayılı Çek Kanunu'nun 6273 sayılı yasa ile değişik 5/1 maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı kabahatli ......ticaret Ltd. Şti. hakkında, ...Cumhuriyet Başsavcılığının 06/03/2014 tarih ve 2014/111 sayılı idari yaptırım kararı uygulanmasına yer olmadığına dair karara vaki itirazın kabulü ile bahse konu kararın kaldırılmasına dair..... Ağır Ceza Mahkemesinin 20/05/2014 tarihli ve 2014/707 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 27/10/2014 gün ve 63372 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2014 gün ve ..... sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanmasına yer olmadığına dair kararlar yönünden 5941 sayılı Kanun'da kanun yolu öngörülmediği gibi, idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair kararların kovuşturmaya yer olmadığına dair karar niteliğinde olmadığı cihetle, bahse konu kararların kesin nitelikte olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun'un 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
03/02/2012 tarih ve 28193 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinin “(1) (Değişik fıkra: 31/01/2012 - 6273 S.K/3. md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması hâlinde, altı ay içinde hamilin talepte bulunması üzerine, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından, her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. Bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi hâlinde de verilir.” hükmü ile çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkındaki cezai sorumluluk, idari yaptırım sorumluluğuna dönüştürülerek, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından idari yaptırım niteliğinde "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" kararı verilebileceği öngörülmüştür.
5941 sayılı Kanun'un 5/10. maddesinde “(Değişik fıkra: 31/01/2012 - 6273 S.K/3. md.) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılan başvurunun kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarak da sekizinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir.” hükmü yer almaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16. maddesinin “(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. (2) İdari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir." hükmü ile idari yaptırım türleri belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca verilecek çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirler kapsamında değerlendirilebilmesi mümkündür.
Cumhuriyet Savcısının 5326 sayılı Kanun'un 23/1. maddesindeki yetkiye dayanarak 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca çekin düzenlenme tarihine göre süresi içinde bankaya ibrazında karşılıksız çıkmasına sebep olan çek hesabı gerçek veya tüzel kişi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı vermesi halinde, 5941 sayılı Kanun'un 5/10. maddesi yollamasıyla bu karara karşı başvuru ve kanun yolunun 5326 sayılı Kanun'un 27. vd. maddelerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.
5326 sayılı Kanun'un 23/1. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkili olduğu belirtilmesine ve aynı Kanun'un 27. vd. maddelerinde de hakkında idari yaptırım uygulananlar yönünden başvuru ve kanun yolu öngörülmüş olması karşısında, Cumhuriyet Savcısının, kendisine kanunen tanınan yetki çerçevesinde idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı kanaatine vardığı durumlarda vereceği kararların ne olması gerektiği ve bu kararlara karşı başvuru ve kanun yolunun ne olacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda, Cumhuriyet Savcısının önüne gelen dosyada ne şekilde karar vermesi ve bu karara karşı başvurulacak kanun yolunun ne olması gerektiği hususunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun genel soruşturma usullerine göre çözümlenmesi gerekir.
5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kanunda belirtilen hukuka aykırı fiili öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlama görevi verilmiş, aynı Kanun'un 172. maddesinde, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiş, 173. maddesinde de Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı itiraz kanun yolu usulü düzenlenmiştir.
5326 sayılı Kanun'un 2. maddesinde kabahatin tanımı yapılırken “ kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.” ifadesi kullanılmıştır. Esasen suç ya da kabahat arasında uygulanan yaptırım dışında bir fark yoktur. Her ikisi de hukukun belirlediği kurallara aykırı insan davranışlarıdır (Doç.Dr.Berrin Akbulut, Türk Ceza Kanunu İle Kabahatler Kanununun Genel Hükümlerinin Yaptırım Hükümleri Dışında Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s. 215). Cumhuriyet Savcısı önüne gelen dosyada hukuka aykırı olan fiil nedeniyle yaptırım (ceza veya idari yaptırım) uygulanması kanaatine varması halinde ya iddianame düzenleyecek veya kanunda açık hüküm bulunması halinde idari yaptırım uygulayacaktır. İdari yaptırım öngören fiil kapsamında kovuşturma olanağı bulunmadığı sonucuna varır ise idari yaptım kararı uygulanmasına yer olmadığına değil kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi gerekecektir. Somut olayda da Cumhuriyet Savcılığınca verilen karar kovuşturmaya yer olmadığına dair karar niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma sonucunda delillerin takdiri ve sonuca göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken idari yaptırım kararı uygulanmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğru değil ise de; 5271 sayılı CMK'nın karar tarihinde yürürlükte olan 173. maddesi uyarınca itiraz inceleme usulü yerinde olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy