MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Sanığın üzerine atılı “Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek” suçunun takibi şikayete bağlı olup, borçlu şirkete ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 13/05/2013 tarihinde yapıldığı, ödeme emrinin tebliğinden sonra takip dosyasında şikayetçi vekili tarafından 10/06/2013 tarihinde haciz ihbarnamesi gönderilmesinin talep edildiği anlaşılmakla, şikayetçi vekili tarafından suçun işlendiğinin öğrenme tarihinin 10/06/2013 olduğunu kabulü ile 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde düzenlenen "şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer” hükmü karşısında şikayetçi vekilinin, suça konu olayda 3 aylık şikayet süresi geçtikten sonra 22/01/2014 tarihinde şikayette bulunması nedeniyle sanık hakkında şikayet hakkının düşürülmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, tebliğnameye aykırı olarak İİK'nın 347. maddesi uyarınca şikayet hakkının DÜŞÜRÜLMESİNE, 14/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.