MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Marka Hakkına Tecavüz
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Eski adıyla Türk Patent Enstitüsünün 14.12.2012 tarihli yazısına göre dava konusu marka sahibi ... Ltd. olup, 6 aylık şikayet süresi içerisinde gerçek hak sahibi ... Ltd. adına şikayette bulunulmadığı, suç tarihi itibarıyla katılan ... ve Pazarlama A.Ş'ne marka hakkının devredildiğine dair (hüküm tarihinde yürürlükte bulunan) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-6, TCK'nın 73/4 maddesi anlamında hak sahipliğine ilişkin tescil edilmiş şikayet ve dava hakkı tanıyan bir lisans sözleşmesi olmadığı, katılan şirketin marka sahibi adına şikayet hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “10.02.2012” yerine “2012” olarak yazılması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.