MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5651 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi ...'nun kovuşturma aşamasında davaya katılma talebinde bulunmasına karşın, mahkemece bu konuda bir karar verilmemiş ise de şikayetçi vekilinin temyiz dilekçesinde bu hususta katılma iradesini devam ettirdiği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi gereğince mağdur şikayetçi ...'nun davaya katılan olarak kabulüne karar verilmekle,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın "Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi" başlıklı 2. maddesi; "... Kanun'un açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz..." ve "...Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz..." hükümlerini amirdir.
Adı geçen kanunun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesi; "...İşlendiği zaman yürürlükte bulunan Kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar..." ve "...Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur..." hükümlerini amirdir.
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle, temyiz incelemesine konu olan suç tarihinde yürürlükte bulunan yasa maddesinde, suçun maddi unsuru olarak; "...kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 2 gün içinde..." yazılı şartlara uygun ve süresinde yerine getirilmemesi suçun unsuru olarak tanımlanmışken, 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı Kanunla değişen metinde "...kararın önce erişim sağlayıcıları birliğine gönderilmesini müteakiben, ilgili erişim sağlayıcısına tebliğinden itibaren derhal ve en geç 4 saat içinde..." belirtilen şartlara uygun ve süresinde erişim sağlayıcısı tarafından yerine getirilmemesi suçun unsuru olarak öngörülmüştür. Kanunda yapılan değişikliklerle, 19.02.2014 tarihinden itibaren, dosyaya konu "mahkeme kararının, kararda yazılı şartlarda ve öngörülen şekilde, yasada belirtilen süre içinde uygulanmaması" olarak tanımlanan suçun, maddi unsuru olan fiil ve fail unsurları, aynı anda değişmiştir. Sanıkların her ikisi de 5651 sayılı kanun bağlamında, içerik sağlayıcısı olup, 6518 sayılı Kanunla değişen 5651 sayılı Kanuna göre, mahkeme kararlarını doğrudan yerine getirmekle sorumlu tutulamazlar. Keza, aynı fiili suç tarihinde işleyen içerik sağlayıcısı sanıklara ceza verilirken, aynı fiili 6518 sayılı Kanun değişikliği sonrasında işleyen içerik sağlayıcılarının ceza almaması, 5237 sayılı TCK'nın suç ve cezada kanunilik ve zaman bakımından uygulama maddelerine aykırı olacaktır.
Hal böyleyken, temyize konu dosyada, sanıkların eylemlerinin, suç tarihinde yasanın aradığı "kesinleşmiş mahkeme kararının tebliği üzerine süresinde (en geç iki gün içinde) gereken işlemi yapmamak" tipiklik unsurunu gerçekleştirmediği, öte yandan yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanuna göre de erişim sağlayıcısı sıfatına haiz olmadıkları gerekçesiyle de sanık olarak sorumlu tutulamayacakları, dolayısıyla suçun faili de olamayacakları sabit olup, bu nedenlerle sanıkların beraatine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafii ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.