MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5651 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5651 sayılı kanunun "İçeriğin Yayından Çıkarılması ve Cevap Hakkı" başlıklı 9. maddesi; "... İçerik nedeniyle hakları ihlal edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır.
Talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hakimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hakiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.
Sulh ceza hakiminin kesinleşen kararının, birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.
Sulh ceza hakiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanır..." hükümlerini amirdir.
Mahkemece yürürlükteki mevzuata göre değerlendirme yapılarak sanığın CMK'nın 223/2. maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.
Karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı kanun ile değişen kanunun "İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi" başlıklı 9. maddesi ile "mahkeme kararının, kararda yazılı şartlarda ve öngörülen şekilde, kanunda belirtilen süre içinde uygulanmaması" olarak tanımlanan suçun maddi unsuru olan fiil ve fail unsurları, aynı anda değişmiştir. Öte yandan, değişen kanuna göre, içerik sağlayıcısının cezai anlamda somut bir sorumluluğu kalmadığı gibi, yer sağlayıcısının sorumluluğu ise sadece "bildirim yükümlülüğü" ve gerektiğinde "kendisine tebligat yapılması halinde kanunda öngörülen ve Kurum tarafından kendisinden istenen yükümlülükleri" yerine getirmediği takdirde verilecek idari para cezası ile sınırlandırılmıştır.
Temyize konu dosyada, sanığın eyleminin, suç tarihinde kanunun aradığı "kesinleşmiş mahkeme kararının tebliği üzerine süresinde (en geç iki gün içinde) gereken işlemi yapmamak" şeklindeki maddi unsurunu gerçekleştirmesine rağmen, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı kanuna göre; erişimin engellenmesine dair bir mahkeme kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü kılınmayan ve "sorumlu kişi" tanımında bulunmayan "içerik sağlayıcısı" sanığın eyleminden artık sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla suçun faili olamayacağı sabit olup, bu nedenlerle sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereği beraatine karar verilmesi gerekirken, sanığın kararın gereğini, ne zaman usulüne uygun şekilde yerine getirdiği bilinememekle, sanığın 9/4. Maddede yazılı kararın gereğini süresinde yerine getirmediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bahisle, CMK'nın 223/2. maddesi gereği beraatine karar verildiği anlaşılmakla, hükümde sonuç itibariyle bozmayı gerektirecek bir kanuna aykırılık görülmemiştir.
Eyleme ve yükletilen suça yönelik olarak katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olan HÜKMÜN ONANMASINA, 01/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.