MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Marka Hakkına Tecavüz
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olup, 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesi uyarınca şikayet hakkı olan kişi, fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren 6 aylık yasal şikayet süresi içerisinde şikayette bulunmalıdır.
Somut olayda ise; katılanın ..... Noterliğince düzenlenen 02034 yevmiye numaralı ihtarname ile sanığın dava konusu .... markasını kullanmasına son vermesi isteminde bulunduğu, bu ihtarname tarihinin 29.03.2012 olduğu ve dolayısıyla katılanın sanığın eyleminden 29.03.2012 tarihinde haberdar olduğunun kabulü gerektiği, katılanın 6 aylık yasal şikayet süresi içerisinde sanık hakkında şikayetçi olmayıp 26.02.2013 havale tarihli dilekçesi ile şikayette bulunduğu anlaşılmakla; açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı ve sanığın, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 01.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.