MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
1- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde vekalet ücreti, maktu ve nispi olmak üzere belirlenmiştir.
Maktu vekalet ücreti, davanın konusunun para olmadığı veya para ile ölçülemediği hallerde belirlenen ücret, nisbi vekalet ücret ise davanın konusunun para olması veya para ile ölçülebilir olması halinde bu değer üzerinden belirlenen ücrettir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 365/2. maddesinin aksine ceza davalarında şahsi hak talebi halinde mahkemece bu hususta da karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme bulunmaması, güvenlik tedbiri olan müsaderenin ise davanın konusu olmayıp hükmün sonucu olması ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 112, 113 ve 114. maddeleri hükümleri karşısında; davada kendisini vekille temsil ettiren katılan İdare lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrıca müsaderesine karar verilen orman emvallerinin değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine de hükmedilmesi,
3-Sanıklar hakkında verilen cezalarda, motorlu testere kullanıması nedeniyle arttırım yapılırken uygulama maddesinin 6831 sayılı Kanun'un 91/4. maddesi yerine 93/. maddesi olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve katılan vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, hükümden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm ile nisbi vekalet uygulanmasına ilişkin cümle çıkartılıp, yerine ''24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına," cümlesi yazılarak, sanıklar hakkında verilen cezalarda, motorlu testere kullanılması nedeniyle arttırım yapılırken uygulama maddesinin 6831 sayılı Kanun'un 91/4. maddesi olarak değiştirilmesi suretiyle başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31/05/2016 tarihinde araç iadesi bakımından oyçokluğuyla, diğer hususlarda oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanıkların traktörle çeşitli çap ve ebatta toplam 48 adet kayın sanayi odunu niteliğindeki orman emvalini naklederken yakalandığı olayda, mahkemece verilen ilk hükmün sanıklar tarafından temyizi üzerine, lehe yasa tartışması yapılmaması, nakil vasıtasının hakkaniyet tartışması yapılmadan müsaderesine karar verilmesi nedeniyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası incelemeye konu hükümde bu kez bahisle traktör ve römorkunun iadesine hükmolunmuş, sayın çoğunlukça hüküm onanmıştır.
TCK'nın 54/3. madde ve fıkrasında, müsaderede hakkaniyet konusuyla ilgili düzenleme yapılmış, müsaderenin suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurması halinde hakkaniyete aykırılık sebebiyle hakime iade konusunda bir takdir hakkı tanınmıştır.
765 sayılı TCK'nın 36.maddesinde hakkaniyet konusunda bir düzenleme yoktu ve suçta kullanılan araç gereç ve eşyanın her durumda müsadere edilmesi öngörülüyordu. Örneğin pikniğe giden birinin orada bulduğu iki dal parçasını sobasını tutuşturmak için aracına alması halinde, aracın zoralımına karar verilmesi gerekiyordu.
5237 sayılı TCK'nın 54/3. maddesinde yapılan düzenleme ile hakime hakkaniyetli karar verebilmesi için yukarıda belirttiğimiz odun örneğinde olduğu gibi bazı durumlarda müsadere konusunda istisna bir yetki tanımıştır..
Yasanın yazımından da anlaşılacağı üzere bu düzenlemede kural müsadere, istisna olan husus iadedir.
Maalesef bazı Yargıtay Kararlarında bu madde ile igili olarak eşya-vasıta değeri adeta teraziye konmakta, araç değerinin fazla olması halinde bu maddenin uygulanması gerektiği değerlendirmesi yapılmaktadır.
İncelenen bu dosyamızda da böyle bir durum söz konusudur.
Yalnızca araç yakalanan eşya değerine bakılarak bu madde gereğince hakkaniyet değerlendirmesi yapılamaz. Nakil vasıtasının değerinin yanında, suçun saiki, işleniş özellikleri, örneğin, müsaderesi istenen eşya aracıla ilgili davada suçun ticari bir amaçla ya da şahsi ihtiyaç için işlenmesi gibi pek çok husus birlikte nazara alınarak, cezadan elde edilmek istenen yarar ile işlenen suç gözetilerek bireyin ekonomik kayıp dengesi değerlendirilmek suretiyle hakkaniyet ölçüsü tesbit edilmelidir.
Eğer yalnızca nakil vasıtasının bedelinin esas alındığı bir değerlendirme yapılacak olursa , örneğin, kaçakçılık, kaçak orman emvali nakli gibi olaylarda çok değerli bir araçla sürekli bu suçun işlenmesi halinde dahi hiç bir zaman aracın zoralımına karar verilmesi mümkün olmayacaktır.
Bazı durumlarda yalnızca değer esas alınarak da bu madde uygulanacaktır. Örneğin çok pahalı bir aracın camına top oynayan çocukların topunun bir kaç kez gelmesi üzerine,araç sahibinin araçla çocukların topunu ezmesiyle oluşacak ızrar suçunda bu madde uygulanarak aracın iadesine karar verilecektir. Esasen yasa koyucu bu gibi durumlar için düzenlemeyi yapmıştır.
Orman suçları ve gümrük kaçakçılığı gibi suçlarda çoğu zaman kullanılan araçlar eski model, bazen ruhsat sahibinden ara satışlarla başkasına geçmiş, yalnızca bu işler için kullanılan,bir anlamda müsaderesi göze alınmış araçlardır.
Bir diğer husus orman suçlarında belirlenen emvalin değerleri her nasılsa bilinen değerlere göre gerçek değerleri yansıtmamaktadır. Örneğin sanıklarda yakalanan üç stere denk 48 adet ağacın değeri 288 TL Olarak belirlenmiştir.
Bu durumda hiç bir zaman yürüyen herhangi bir aracın değeri üç-dört bin TL'den az olmadığından bir kamyon dolusu kaçak emvalde dahi hakkaniyet konusu aşılarak müsadere kararı verilemediğinden nakil vasıtaları adeta yeni suçlarda kullanılmak üzere iade edilmektedir.
Değer konusunda da kanaatimce nakil vasıtasının maddi bedeli değil, suçla ilgili ortaya çıkan zarar da dikkate alınmalı, kaçak emvalin tabiattan yasa dışı yok edilmesi sonucu çevre, iklim, tabiattaki canlıların barınma, beslenme için gerekli olan eko yaşam şartları bakımından kaybolan değerler esas alınarak değer kavramı değerlendirilerek hakkaniyet hususunda bir sonuca varılmalıdır.
Bu hususlar çerçevesinde daha önce çeşitli defalar orman suçlarıyla ilgisi olmuş sanıkla ilgili olayda kullandığı 1977 model traktörün zor alımının hakkaniyete aykırı olmadığından iade konusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.