....... gazetesi spor yazarı olan kabahatli ...'in, gazetenin 01/03/2013 tarihli nüshasında yer alan yazısında şiddete neden olabilecek açıklamalarda bulunduğu iddiası üzerine yürütülen tahkikat neticesinde, 6222 sayılı Sporda Şiddet Ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 22. maddesine muhalefet eylemlerinden kabahatliler ... ve ..... .... Yayıncılık A.Ş. hakkında idari yaptırım kararına yer olmadığına dair,...... Cumhuriyet Başsavcılığının 22/03/2013 tarihli ve 2013/3207 kabahat defteri numaralı, 2013/1529 sayılı karara karşı müşteki.... vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile idari yaptırım kararına yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin, ......Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarihli ve 2013/945 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 28/10/2014 gün ve 63889 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2014 gün ve ..... sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
.... Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarihli ve 2013/945 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulması halinde, söz konusu karara dayanılarak verilen kararların hukuki değerden yoksun kalacakları düşünülerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, 6222 sayılı Kanun'un 23/3. maddesinde yer alan "(3)Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına ve diğer idari yaptırımlara karar vermeye, Cumhuriyet savcısı yetkilidir." hükmü ile,
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 23. maddesinde yer alan,
"(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir.
(2) Bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi, kendisi de idari yaptırım kararı verebilir.
(3) Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenle idari yaptırım kararı verir. Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idari yaptırım kararı verilmemiş olması gerekir." hükmü ve yine 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinde yer alan,
"(1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
(2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.
(3) Başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.
(4) Başvuru dilekçesinde, idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.
(5) (Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.
(6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idari yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir.
(7) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle İdarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararma karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, İdarî yaptırım kararma karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.
(8) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak İdarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; İdarî yaptırım kararma ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür."hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinde idari yaptırım ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararlara karşı itiraz edilebileceği düzenlenmiş olup idari yaptırım kararının uygulanmasına yer olmadığına ilişkin kararlara itiraz edilip edilemeyeceği yönünde bir düzenleme yer almamıştır. Söz konusu düzenlemeler ile suç teşkil etmeyip kabahat kapsamında kalan eylemlerden dolayı uygulama yapma takdiri idareye bırakılarak idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair kararlar yönünden itiraz kanun yolunun kapalı tutulduğu anlaşıldığından, belirtilen gerekçeyle kesin nitelikteki idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına ilişkin karara karşı yapılan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerekirken kabahatliler aleyhine sonuç doğuracak surette, yazılı şekilde itirazın kabulü ile idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 22. maddesinde “ (1) Sporda şiddeti teşvik edecek şekilde basın ve yayın yoluyla açıklamada bulunan kişilere, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, beşbin Türk Lirasından ellibin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. (2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin spor kulübü veya federasyon yöneticileri tarafından işlenmesi halinde, birinci fıkra hükmüne göre verilecek ceza beş katına kadar artırılır. (3) Birinci fıkra kapsamına giren fiilleri işleyen kişiler, ayrıca idari tedbir olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanır. Bu yasak, kararın verildiği tarihten itibaren üç ay süreyle uygulanır. Koruma tedbiri olarak yasak kararının uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, bu tedbir bakımından da uygulanır. Ancak 18 inci maddenin sekizinci fıkrası hükmü bu kişiler bakımından uygulanmaz. (4) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, haber verme ve eleştiri hakkının sınırları aşılarak yayımlanması halinde, ilgili basın ve yayın organının işleticisi olan gerçek veya tüzel kişiye, yüzbin Türk Lirasından beşyüzbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin tekrar tekrar yayımlanması halinde, haber verme hakkının sınırları aşılmış kabul edilir." hükmü ile 23/3. maddesinde " (3) Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına ve diğer idari yaptırımlara karar vermeye, Cumhuriyet savcısı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 23/1. maddesinin "(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir." hükmü ile Cumhuriyet Savcısının idari yaptırım kararı verme yetkisi düzenlenmiştir.
Cumhuriyet Savcısının 5326 sayılı Kanun'un 23/1. maddesindeki yetkiye dayanarak 6222 sayılı Kanun'unda belirtilen idari para cezalarına ve diğer yaptırım kararlarına karşı Uyuşmazlık Mahkemesinin 29/12/2014 tarih 2014/1031 Esas ve 2014/1084 sayılı kararında da açıklandığı üzere 5326 sayılı Kabahatler Kanununa göre başvuru yapılabilecektir.
5326 sayılı Kanun'un 23/1. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkili olduğu belirtilmesine ve aynı Kanun'un 27. vd. maddelerinde de hakkında idari yaptırım uygulananlar yönünden başvuru ve kanun yolu öngörülmüş olması karşısında, Cumhuriyet Savcısının, kendisine kanunen tanınan yetki çerçevesinde idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı kanaatine vardığı durumlarda vereceği kararların ne olması gerektiği ve bu kararlara karşı başvuru ve kanun yolunun ne olacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda, Cumhuriyet Savcısının önüne gelen dosyada ne şekilde karar vermesi ve bu karara karşı başvurulacak kanun yolunun ne olması gerektiği hususunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun genel soruşturma usullerine göre çözümlenmesi gerekir.
5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kanunda belirtilen hukuka aykırı fiili öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlama görevi verilmiş, aynı Kanun'un 172. maddesinde, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiş, 173. maddesinde de Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı itiraz kanun yolu usulü düzenlenmiştir.
5326 sayılı Kanun'un 2. maddesinde kabahatin tanımı yapılırken “ kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.” ifadesi kullanılmıştır. Esasen suç ya da kabahat arasında uygulanan yaptırım dışında bir fark yoktur. Her ikisi de hukukun belirlediği kurallara aykırı insan davranışlarıdır (Doç.Dr.Berrin Akbulut, Türk Ceza Kanunu İle Kabahatler Kanununun Genel Hükümlerinin Yaptırım Hükümleri Dışında Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s. 215). Cumhuriyet Savcısı önüne gelen dosyada hukuka aykırı olan fiil nedeniyle yaptırım (ceza veya idari yaptırım) uygulanması kanaatine varması halinde ya iddianame düzenleyecek veya kanunda açık hüküm bulunması halinde idari yaptırım uygulayacaktır. İdari yaptırım öngören fiil kapsamında kovuşturma olanağı bulunmadığı sonucuna varır ise idari yaptım kararı uygulanmasına yer olmadığına değil kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi gerekecektir. Somut olayda da Cumhuriyet Savcılığınca verilen karar kovuşturmaya yer olmadığına dair karar niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma sonucunda delillerin takdiri ve sonuca göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken idari yaptırıma yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğru değil ise de; 5271 sayılı CMK'nın karar tarihinde yürürlükte olan 173. maddesi uyarınca itiraz inceleme usulü yerinde olduğu anlaşılmakla,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy