MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dava konusu yerin 1998 yılında Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile milli park olarak belirlenmesi ve bu kararın da Resmi Gazete'de 29.04.1998 tarihinde ilan edilmiş olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) 6831 sayılı Kanun'un 111. maddesinde; “Bu Kanun'un 3 üncü maddesiyle orman rejimi altına alınan yerlerde ve 23, 24, 25 inci maddeler gereğince muhafaza ormanı ve milli park olarak ayrılmış ormanlarda, ormanlara mütaallik suçları işleyenlerin müstahak olacakları ceza iki misli olarak hükmolunur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu düzenleme nitelikli hallerde ve ağırlaştırıcı neden uygulamalarında bağımsız yaptırımlara ya da belirlenen cezalar üzerinden "bir kat artırılır, iki kat artırılır" şeklinde artırım oranlarına işaret eden Türk Ceza Kanunu'nun sistematiğinden farklı olduğu gibi, 6831 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 93. maddesinin 2. fıkrasında "ceza bir kat artırılır" şeklinde hüküm altına alınan cezanın artırım suretiyle hesaplanması biçiminden de farklıdır. 6831 sayılı Kanun'un 111. maddesinde "müstahak olacakları ceza iki misli olarak hükmolunur" denilmek suretiyle iki misli ile artırım oranına işaret edilmemiş, sadece hükmolunacak sonuç ceza belirlenmiştir. Düzenlemede “iki misli artırılır” ya da “iki katı artırılır” şeklinde bir ibareye yer verilmeyerek cezaya iki misli hükmolunacağı belirtilmek suretiyle, artırım miktarının matematiksel olarak bir kat olacağı, diğer bir anlatımla cezanın iki katına hükmolunacağı irade edilmiştir. Buna göre sözü edilen Kanun'un 111. maddesi uyarınca uygulama öncesi belirlenen ceza iki ile çarpılacaktır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.12.2014 gün ve 2013/7-800 Esas ve 2014/545 Karar sayılı kararında açıklanıp Dairemizce de benimsenen içtihadına göre, sanık hakkında milli park alanında işgal ve faydalanma eylemi nedeniyle hüküm kurulurken, 6831 sayılı Kanun'un 93/1-2. maddesinin uygulanması ile bulunan 12 ay hapis cezasının, 111. maddesi gereğince iki misli olarak uygulanması ile 24 ay hapis cezası hesaplanması gerekirken, Kanun maddesine yanlış anlam verilerek hatalı uygulama ile 36 ay olarak hesaplanması ve buna bağlı olarak da sonuç hapis cezasının 20 ay yerine 30 ay olarak fazla tayini,
2) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 07/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy