Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık ...'nın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 344. maddesi gereğince 1 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Beykoz İcra Ceza Mahkemesinin 08/05/2015 tarihli ve 2015/37 esas, 2015/66 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/07/2015 tarihli ve 2015/62 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 22/06/2016 gün ve 94660652-105-34-5814-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/07/2016 gün ve KYB. 2016-279994 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık ... hakkında Beykoz İcra Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada sanığın 1 aya kadar tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına karar veren hakim Banu Aliye Alkoç'un, taraflar arasında Beykoz Aile Mahkemesinde açılan boşanma davası sırasında söz konusu bu suça konu nafaka kararına aile mahkemesi hakimi olarak hükmetmiş olmasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 23/1. maddesinde yer alan “Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olduğu,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16.HD-220-231 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere disiplin ve tazyik hapsinin bir "hapis" cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığı ve kısmî bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağı hususları nazara alındığında, sanık hakkında 2004 sayılı Kanun'un 344. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsine hükmedilmesi gerekirken 1 aya kadar tazyik hapsine karar verildiği,
3-Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 09/05/2013 tarihli ve 2013/9097 esas, 2013/7577 sayılı kararında da belirtildiği üzere, şikayet konusu yapılan nafaka alacağına ilişkin ödeme emrinin borçlu asil yerine vekiline tebliğe çıkarıldığı, borçlu asile yapılmış usulüne uygun bir ödeme emri tebligatı bulunmadığı, bu hali ile 2004 sayılı Kanun'un 344. maddesindeki suçun oluşmadığı,
4-Duruşma çağrı davetiyesinin Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi yerine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilip sanığın yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlandığı,
Hususları gözetilerek itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
1 numaralı fıkra yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 23/1. maddesine aykırılık bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği yerinde görülmediğinden REDDİNE, 2, 3 ve 4 numaralı fıkralar yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/07/2015 tarihli ve 2015/62 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca (2 numaralı fıkra yönünden aleyhe sonuç doğurmamak koşuluyla) BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 22/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.