5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na aykırılık suçundan sanık ...’ın, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddeleri gereğince 1.250,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2016 tarihli ve 2016/120 esas, 2016/160 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 12/07/2016 gün ve 6474 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/09/2016 gün ve KYB. 2016/305890 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- Sanık hakkında adlî para cezası belirlenirken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca gün para cezası üzerinden hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden doğrudan 1.000,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesinde ve zincirleme suç nedeniyle artırımın da bu miktar üzerinden yapılmasında,
2- Önödeme kapsamında kalan yargılama konusu suç bakımından önödeme teklifi yapılmadan karar verilmesinde,
İsabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (2-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın ön ödeme başlıklı 75. maddesi, "...(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,...
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz...
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet Savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır..." hükümlerini amirdir.
5809 sayılı kanunun "Abone ve cihaz kimlik bilgilerinin güvenliği" başlıklı 56/2. maddesi; "...İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez..." ve 19.02.2014 tarihli 6518 sayılı kanunla değişik 63/10 maddesi, "... Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır..." hükümlerinde suça konu eyleme ne kadar ceza verileceğini göstermektedir. Adı geçen kanunun 63/10 maddesinde, sanığın suça konu eylemi nedeniyle üzerine atılı 56/2. maddesine aykırılık suçunun cezası, değişiklikten önce "20 günden 100 güne adli para cezası" öngörmektedir.
Hal böyleyken, 6518 sayılı kanunda yapılan değişiklikten önce, dolayısıyla suç tarihlerinde 5809 sayılı kanunun 56/2. maddesine göre verilecek cezanın alt sınırı 20 gün adli para cezasıdır. Dolayısıyla sanık hakkında TCK 75. maddesi gereği, mahkemece 20 gün üzerinden ön ödeme tebliğinin yapılması gerekmektedir.
Kanun yararına bozmaya konu dosyada; Sanığın, ele geçirdiği müştekinin kimliğine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle, yasaya aykırı olarak değiştirilmiş ve izinsiz kullanılan kimlikle çıkartmış olduğu birden fazla abonelik sözleşmesinin yapması eylemi nedeniyle, hakkında TCK 207/1, 43/1 ve 53. maddelerinden kamu davası açıldığı, ancak dosya içinde yargılama sırasında ele geçen bir kimlik aslı bulunmadığı, sanığın iddianamedeki olay anlatımından yola çıkılarak eldeki somut delillerle 5809 sayılı kanuna göre ancak özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiği, neticeten sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin kovuşturma aşamasında değiştiği, ayrıca sanığın sahte kimlik belgesinin üzerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suçundan dolayı cezalandırılması için belgedeki iğfal kabiliyetinin araştırılması ve nihayetinde TCK 204. maddesi gereği "resmi belgede sahtecilik" suçundan ayrı bir dava açılması gerektiği, davanın konusunun bu hususta kimlik belgesinin sahteliği değil, abonelik sözleşmelerinin gerçeğe aykırı biçimde yapılması olduğu, sanık hakkında yapılan yargılamanın kovuşturma aşamasında ön ödeme teklifinde bulunulmadığı ve neticeten hatalı ceza belirlemesi yapıldığı anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2016 tarihli ve 2016/120 esas, 2016/160 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği kararı veren hakim veya mahkemece, yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre, sanık hakkında verilen önceki hükümde belirlenmiş cezadan daha ağır olmamak üzere yeniden bir hüküm verilmesine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (1-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede ise;
5237 sayılı TCK'nın 61/8 maddesi, "...Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur..." hükmüyle, verilecek adli para cezasının, önce gün üzerinden belirlenmesi ve neticeten sanığın ekonomik sosyal durumuna göre bir gün karşılığı gelirine göre ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunmasını düzenleme altına almıştır.
Mahkemece sanık hakkında, sabit görülen eylemi nedeniyle, temel cezanın 5809 sayılı Kanun'un 63/10 maddesi gereği 50 gün belirlenmesi gerekirken, 1.000 TL adli para cezası şeklinde belirlendiği, bu ceza miktarının TCK 43/1 maddesi gereği 1/4 artırımla 62 gün olması ve sonrasında TCK 52/2 gereği takdir edilecek günlük para cezası miktarıyla çarpılması gerekirken, doğrudan artırımla 1250 TL adli para cezasına hükmedildiği, 15.03.2016 tarihinde verilen hükmün miktar itibariyle kesin hüküm niteliğinde olduğu, cezanın infazı aşamasında İnfaz Cumhuriyet Savcılığı tarafından sanık hakkında fazla ceza tayin edildiğinin anlaşılması üzerine kanun yararına bozma yoluna gidildiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmüştür.
Ancak,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği (1-) numaralı bentte kabul edildiğinden, bozma kararının gereği, mahkemece yerine getirileceğinden ve yeni bir hüküm kurulacağından, dolayısıyla kanun yararına bozma içeren ihbarname içeriği konusuz kaldığından, bu bentteki kanun yararına bozma talebi hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy