5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununa muhalefet etmek suçundan ...'in, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddeleri uyarınca üç kez 1.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2015 tarihli ve 2014/412 esas, 2015/1005 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 14/10/2016 gün ve 14011 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2016 gün ve KYB. 2016 / 380788 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Sanığın farklı zamanlarda gerçekleştirdiği aynı mağdura ait kimlik bilgileri kullanılarak sahte hat düzenleme eyleminden dolayı, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2015 tarihli ve 2014/412 esas, 2015/1005 karar sayılı ve Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2015 tarihli ve 2014/641 esas, 2015/375 karar sayılı dosyaları nedeniyle yargılamalarının yapılarak mahkum edildiği, bu eylemlerin suç tarihlerinin 23/05/2013, 29/05/2013 ve 12/06/2013 tarihleri olduğu, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/17411 soruşturma numaralı iddianamesinin tanzim tarihinin ise 24/03/2014 tarihi olup tüm suç tarihlerinden sonra olduğu, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2015 tarihli ve 2014/641 esas, 2015/375 sayılı dosyasının temyiz edilmesi üzerine halen Yargıtay'da inceleme aşamasında olduğu, benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01/10/2014 tarihli ve 2014/366 esas, 2014/16340 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; sanığın her iki eyleminin de benzer mahiyette bulunduğu anlaşılmakla, her iki dosyanın birleştirilip, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlenip işlenmediği ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi amacıyla, dosyaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozmaya konu edilen Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2014/412 E. - 2015/1005 K. sayılı dosyasının incelenmesinde;
Sanık ...'in, katılan ...'in kimliğini bir şekilde ele geçirip, kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle yaklaşık 11 adet cep telefonu abonelik sözleşmesi imzalayarak, özel evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği, katılan adına 23.05.2013, 29.05.2013 ve 01.07.2013 tarihlerinde toplam 4 adet izinsiz faturalı hat - abonelik sözleşmesi imzalaması ve açılan hatları kullanması sebebiyle katılan aleyhine icra takibine yol açması nedeniyle, 3 ayrı dolandırıcılık ve 3 ayrı evrakta sahtecilik suçundan dolayı sanık hakkında 24.03.2014 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı, açılan kamu davası neticesinde, önce suçun vasıf ve mahiyetinin değişmesiyle 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yargılandığı, ön ödeme teklifine uymadığı ve eyleminin 5809 sayılı Kanunun 56/2 maddesine uyduğu gerekçesiyle, mahkemece verilen 04.11.2015 tarihli kararla; 3 kez ayrı ayrı 50'şer gün adli para cezasına, neticeten üç kez ayrı ayrı 1000'er TL adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Kanun yararına bozmaya konu edilen dosya ile bağlantılı olduğu, birleştirilmesi gerektiği iddia edilen Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/641 E-2015/375 K. sayılı dosyasının incelenmesinde;
Aynı sanık hakkında, aynı katılanla ilgili 12.06.2013 tarihinde hazırladığı iddia edilen abonelik sözleşmesi nedeniyle, 31.07.2014 tarihli iddianameyle, TCK 207/1 maddesinde yazılı özel evrakta sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, mahkemece verilen 31.03.2015 tarihli hükümle, suçu sabit görülen sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ancak hüküm kurulurken, sanık lehine olan 6518 sayılı Kanunla değişik 5809 sayılı Kanunun 56/4 maddesinin uygulanması zorunluluğunun gözetilmediği anlaşılmaktadır.
Kanun yararına konu edilen karar, sanık hakkında 6518 sayılı Kanunla değişik 5809 sayılı Kanunun lehe hükümlerinden yola çıkılarak verilen Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2014/412 E. - 2015/1005 K. sayılı 04.11.2015 tarihli kararıdır.
Ancak,
Sanık aleyhine önceden verilen ve birleşme şartları varken mahkemece yerinde değerlendirilmeyen Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/641 E- 2015/375 K. sayılı dosyasında verilen 31.03.2015 tarihli karar, kanun yararına bozulmadan, adı geçen mahkemenin sadece 2014/412 E. - 2015/1005 K. sayılı 04.11.2015 tarihli kararının bozulmasıyla, sanık aleyhine ortaya çıkan haksızlığın giderilemeyeceği anlaşıldığından;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2015 tarihli ve 2014/412 esas, 2015/1005 sayılı kararına karşı, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğine dair bir karar verilmesi için, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/641 E- 2015/375 K. sayılı dosyasında verilen 31.03.2015 tarihli kararı hakkında da kanun yararına bozma yoluna gidilmesi gerektiğinden, bu hususta gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.