1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a muhalefet suçundan sanık ...’ın, anılan Kanun’un 41 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli ve 2014/105 esas, 2014/969 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 22/11/2016 gün ve 94660652-105-07-9317-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/12/2016 gün ve KYB. 2016-394710 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01/03/2011 tarihli ve 2010/12041 esas, 2011/2181 sayılı ilamında da “Yargıtay CGK'nın 20.04.1999 gün ve 1999/61-74 sayılı Kararında belirtildiği gibi aynı suç işleme kararının varlığı, olaysal olarak suçun işlenmesindeki özellikler suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, mağdurların farklı olup olmadıkları, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, olayların oluşum ve gelişimi ile tüm özellikleri değerlendirilerek belirlenecektir. Önceki ve sonraki eylemler arasında subjektif bir bağlantı, aynı suç işleme kararı bulunduğunu gösterir. Sanığın 2006-2008 yılları arasında aynı bankanın iki ayrı şubesinde görevli iken gerçekleştirdiği eylemlerinin en sonuncusu 08.02.2008 tarihli olup, her iki davaya ait iddianamelerin de bu tarihten sonra düzenlendiği ve böylece dava konusu eylemler arasında hukuki bir kesintinin de söz konusu bulunmadığı, eylemlerinin zincirleme biçimde zimmet suçunu oluşturabileceği de gözetilerek, her iki dosyanın birleştirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi… hükmün bozulmasına” şeklinde açıklandığı üzere, sanığın 2008 yılı içerisinde diploması olmadığı halde diş hekimliği yapma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 01/07/2009 tarihli ve 2008/35136 soruşturma, 2009/15852 Esas, 2009/10499 sayılı iddianame düzenlenmesi üzerine Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 20/11/2014 tarihli ve 2014/105 Esas, 2014/969 sayılı kararıyla cezalandırıldığı, yine sanığın 19/03/2008 tarihinde ihbar üzerine Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince yapılan kontrolde diploması olmadığı halde diş hekimliği yaptığının tespit edilmesi üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/04/2008 tarihli ve 2008/16761 soruşturma, 2008/6907 Esas, 2008/4229 sayılı iddianame düzenlenmesi üzerine Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2009 tarihli ve 2008/1290 Esas, 2009/560 sayılı kararıyla cezalandırıldığı (söz konusu bu kararın temyiz üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19/02/2013 tarihli ve 2011/8701 Esas, 2013/3716 sayılı ilamıyla onanması nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilmesine kanunî olanak bulunmamakla birlikte, Cumhuriyet Savcısı tarafından Yargıtay onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede), sanığın aynı suç işleme kararıyla hareket ettiği, her iki davaya ait iddianamelerinde suç tarihlerinden sonra düzenlendiği, böylece sanığın eylemleri arasında hukuki kesintinin meydana gelmediği, her iki dosyanın
birleştirilerek zincirleme suç hükümlerine göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli ve 2014/105 Esas, 2014/969 karar sayılı kararının CMK'nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 31/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy