5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’in, anılan Kanun’un 81/4, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/03/2009 tarihli ve 2007/286 Esas, 2009/289 sayılı kararının kesinleşmesi sonrasında, sanığın denetim süresinde suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine başlatılan yargılama neticesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasına, sanığın 5846 sayılı Kanun’un 81/4, 5237 sayılı TCK'nın 62 ve 52. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/01/2014 tarihli ve 2013/660 Esas, 2014/89 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığı'nın 29/11/2016 gün ve 94660652-105-76-12511-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19/12/2016 gün ve KYB.2016-396419 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
5846 sayılı Kanun’un 76/1. maddesinde “Bu Kanunun düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun miktarına ve Kanunda gösterilen cezaya bakılmaksızın, görevli mahkeme Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleridir. İhtisas mahkemeleri kurulup yargılama faaliyetlerine başlayıncaya kadar, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği ve bu mahkemelerin yargı çevreleri Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.” hükmü gereğince; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24/03/2005 gün ve 188 sayılı kararıyla,
"5- Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri Konusunda;
I- İstanbul, Ankara ve İzmir'de kurulup faaliyete geçirilen fikri ve sınai haklar ceza mahkemelerinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 551 sayılı Patent Haklarının Korunması, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamelerinden kaynaklanan ceza davaları için ihtisas mahkemeleri olarak belirlenmesine ve yargı çevrelerinin de kuruldukları yer mülki hudutları olarak tespit edilmesine,
II- Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kurulmayan yerlerde, yukarıda zikredilen Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan; ceza davaları için;
1-Bir Asliye Ceza Mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin,
2-İki Asliye Ceza Mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı Asliye Ceza Mahkemesinin
3-İkiden fazla Asliye Ceza Mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı Asliye Ceza Mahkemesinin yetkilendirilmesine,
İlgili mahkemelerin yargı çevrelerinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine" şeklindeki düzenlemeler uyarınca, görevli mahkemenin Iğdır 3. Asliye Ceza Mahkemesi olduğu cihetle, görevsizlik kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararının 5. maddesinde Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kurulmayan yerlerde 5846 sayılı Kanun'a aykırılıktan açılan ceza davaları için (1) asliye ceza mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, (2) asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ceza mahkemesinin 2'den fazla asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye ceza mahkemesinin yetkilendirildiği, Iğdır 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013 yılında kurularak faaliyete geçtiği, davanın açıldığı 23/04/2007 ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği 13/03/2009 tarihlerinde Iğdır'da 2 Asliye Ceza Mahkemesi'nin mevcut olduğu, sanığın denetim süresinde suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine başlatılan yargılama neticesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verildiği 23/01/2014 tarihinde ise Iğdır'da 3 Asliye Ceza Mahkemesi'nin mevcut olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği tarihte Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, CMK'nın 3 vd. maddeleri gereğince görevli mahkeme olduğu hususu sabittir. Sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına dair kararı ise yine aynı görevli mahkeme vermiştir. Söz edilen düzenleme uyarınca hükmün açıklanması ve buna ilişkin muhakemenin yürütülmesi işleminin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı veren mahkemece yapılması gereği muhakemenin kesintisizliği, doğrudan doğruyalık ve usul ekonomisi ilkelerinin bir sonucudur. Aksi düşüncenin kabulü yani, denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi durumunda, hükmün açıklanması hususunda başkaca bir mahkemeyi görevli olarak kabul etmek şeklindeki yaklaşım ise, ceza muhakemesinde önemli bir takım sakıncaları ve hukuka aykırılıkları da beraberinde getirebilecektir. Şöyle ki;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 7. maddesindeki "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür." şeklindeki düzenleme gereğince görevli olmayan mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz sayılarak yargılama aşamasında yapılan işlemlerin tekrar edilmesi gerekebilecektir. Bu durum Anayasa'nın 141/4. maddesinde "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." biçiminde kabul edilen usul ekonomisi ilkesi ile Anayasa'nın 36/1. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." biçiminde teminat altına alınan adil yargılanma hakkı ve bunun bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilecektir. Böylesi sakıncalı sonuçlara yol açabilecek bir durumun, hukuk devletinde ve adil bir muhakemede kabulü mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle 5846 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yürütülen ceza muhakemesi sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemenin denetim süresi içinde yeni suç işlenmesi sebebiyle devam edilen muhakemede CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmü açıklamaya da görevli olduğunun anlaşılması karşısında;
Kanun yararına bozma istemine konu Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/01/2014 tarihli ve 2013/660 Esas, 2014/89 sayılı kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 07/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.