MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2499 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak hükümde gösterilmeyen TCK'nın 53. maddesinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş;
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezası, suç tarihinde yürürlükte bulunan 2499 sayılı Kanun'un 47. maddesinin A-2. bendi yollamasıyla aynı maddenin 7. bendi gereğince alt sınırı 10.000.000.000 TL, üst sınırı 25.000.000.000 TL olarak belirtilmiş ise de, anılan madde 1999 yılında yürürlüğe girmekle, sözkonusu ceza miktarı 5252 sayılı Kanun'un 4/b-10. bendi uyarınca 5 katına çıkarılarak alt sınırın 50.000.000.000 TL üst sınırın 125.000.000.000 TL olduğu ve aynı Kanun'un 47/son maddesinde "Birinci fıkranın (A), (B) ve (C) bentleri uyarınca verilecek adli para cezaları üst sınırla bağlı olmaksızın suçun işlenmesi suretiyle temin edilen menfaatin üç katından az olamaz" hükmü uyarınca; sanığın elde ettiği menfaatin üç katından da az olamayacağı gözetilmeden eksik ceza tayini, ... Asliye Ceza Mahkemesinin sanık hakkında verdiği 20/10/2010 tarih ve 2008/528 esas - 2010/625 karar sayılı mahkumiyet hükmünün yalnızca sanık müdafisinin temyizi üzerine incelenip Yargıtay Yüksek Yedinci Ceza Dairesinin 29/04/2013 tarih ve 2011/6377 E. 2013/9596 K. sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmekle, verilen cezalar tür ve miktar olarak kazanılmış hak teşkil ettiğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy