5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanık ...’un, anılan Kanun’un 81/9-1-b ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59/2. maddeleri gereğince 41.666.000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 28/06/2007 tarihli ve 2004/1715 Esas, 2007/1050 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda, önceki hükmün iptaline, 5846 sayılı Kanun'un 81/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 6.000,00 ve 80,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 05/10/2015 tarihli 2014/414 esas, 2015/381 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/12/2015 tarihli ve 2015/824 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığı'nın 07/03/2016 gün ve 94660652-105-34-602-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22/03/2016 gün ve KYB.2016-109422 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2011 tarihli ve 2011/-8-183 esas, 2011/304 sayılı ilamında da; “…kesinleşmiş olmak koşuluyla hükmolunan cezanın 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesi durumunda, 765 sayılı TCY’nın 95/2. maddesine göre, sanığın hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde önceki verilen ceza türünden, bir cezaya ya da hapis cezasına mahkûm olması halinde, aynen infazına karar verilmesi gerekmektedir…Aynen infaz kararının hangi Yasa hükümleri uyarınca verilmesi gerektiği konusunun değerlendirmesine gelince; 5237 sayılı TCY’nın 51. maddesinde, yalnızca özgürlüğü bağlayıcı cezaların ertelenebileceği öngörülmüştür. Bu nedenle, erteli cezanın 51/7. maddesi uyarınca çektirilmesine karar verilebilmesi, ancak erteli cezanın da özgürlüğü bağlayıcı cezaya ilişkin olması halinde olanaklıdır. Kaldı ki somut olayda, sanığın önceki cezasının 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmiş para cezası olduğu nazara alındığında, aynen infaz kararının karma uygulama olmaması açısından 765 sayılı TCY’nın 95/2. maddesi uyarınca verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, yerel mahkemece sanığın erteli mahkumiyetinin aynen infazına karar verilmesi isabetli ise de; 765 sayılı TCY'nın 95/2. maddesi yerine, 5237 sayılı TCY'nın 51/7. maddesi uyarınca aynen infaz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” şeklinde belirtildiği üzere, erteli para cezasından ibaret olan mahkumiyet kararının 765 sayılı Kanun’un 95/2. maddesi gereğince aynen infazına karar verilmesi gerekmesine rağmen sanık hakkında yeniden hüküm kurulması ve söz konusu hükmün de hapisten çevrilme para cezasını içermesi nedeniyle temyiz kanun yoluna tabi olmasına rağmen kanun yolunun itiraz olarak gösterilmesi karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanık ...’un, anılan Kanun’un 81/9-1-b ve 765 sayılı TCK'nın 59/2. maddeleri gereğince 41.666 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 28/06/2007 tarihli ve 2004/1715 esas, 2007/1050 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda, önceki hükmün iptaline, 5846 sayılı Kanun'un 81/4, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 6.000 ve 80,00 TL adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 05/10/2015 tarihli 2014/414 esas, 2015/381 sayılı kararında her ne kadar yasa yolu itiraz olarak gösterilmiş ise de; verilen kararın 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde tanımlanan hüküm niteliğinde olduğu, karar tarihi itibariyle bu hükmün temyiz kanun yoluna tabii olduğu anlaşılmakla;
Anayasanın 40/2, CMK’nın 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanığın yokluğunda verilen hükümde, başvurulacak kanun yolunun yanlış gösterilmesi nedeniyle, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/12/2015 tarihli ve 2015/824 değişik iş sayılı kararı ve sonraki işlemler hukuken geçersiz kabul edilerek, sanık tarafından verilen 03.11.2015 tarihli itiraz dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü gerekeceğinden, mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hüküm bulunmadığından, bu itibarla anılan hükmün temyiz kanun yolu denetimine tabi olacağı anlaşılmakla; CMK 309/1. maddesi gereği kanun yararına bozma talebinin reddine, dosyanın sanığın temyiz başvurusuna dair tebliğname düzenlenmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 14/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.