MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanık ...’in 24/11/2011, diğer sanık ...’in ise, 21/12/2011 itibariyle şirketi temsil yetkisine son verildiği sanıkların suç tarihi itibari ile borçlu şirketin yetkilisi olmadıklarının anlaşılması karşısında atılı suçun yasal unsurunun oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken cezalandırılmalarına yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden verilen beraat kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, şikayetçiler vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
II- ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede ise;
Sanıkların üzerlerine atılı bulunan İİK'nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla,
“-Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak,
-Telef ederek
-Kıymetten düşürerek,
-Hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek,
-Asıl olmayan borçlar ikrar ederek;
Mevcudunu suni surette eksiltirse” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da ( alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması karşısında, somut olayımızda; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, şirket tarafından alınan malların toplam değeri ile daha sonradan satılmaları sonucu elde edilen bedel arasında önemli oranda şirket aleyhine fark bulunduğun tespiti de yapıldığı dikkate alındığında, bu farkın nereden kaynaklandığı, şirket mallarının devri konusunda ortaklar kurulu kararı olup olmadığı, söz konusu devirlerin tarihleri ve kimler tarafından satın alındıkları, satın alan şahıslar ile şirket ortakları arasında akrabalık veya yakın arkadaşlık ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilerek ve varsa gösterilecek tanıklar dinlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçiler vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.