MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine gör dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Tekerrüre esas sabıkası olan sanık ... hakkında seçenekli cezadan hapis cezasının tercih edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle TCK'nın 58/3. maddesine aykırı davranılması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye kısmen uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu, 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacağından meslek birliklerinin şikayetçi olması halinde de bu durumun değişmeyeceği cihetle; UYAP ortamında yapılan araştırmada benzer eylemler nedeniyle sanık hakkında;
- İstanbul Anadolu Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 10.10.2011 tarih ve 2011/461 esas, 2011/624 sayılı kararı ile verilip Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2013/21858 esasında kayıtlı olarak daha önceden temyiz isteminin reddi kararı verilerek kesinleşen dava dosyası,
- İstanbul Anadolu Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 16.10.2012 tarih ve 2011/288 esas, 2012/456 sayılı kararı ile verilip Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2015/12442 esasında kayıtlı olarak daha önceden temyiz isteminin reddine ilişkin kararın onanması suretiyle kesinleşen dava dosyası,
-15/09/2015 günü incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/5252 esasına kayıtlı İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 21.02.2012 tarih ve 2011/460 Esas- 2012/129 sayılı,
-15/09/2015 günü incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/6862 esasına kayıtlı İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 12.04.2012 tarih ve 2012/57 Esas- 2012/213 sayılı,
-15/09/2015 günü incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/13907 esasına kayıtlı İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 05.03.2013 tarih ve 2011/391 Esas- 2013/123 sayılı,
- İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 04.03.2014 tarih ve 2012/998 esas, 2014/296 sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2016/1810 Esasında kayıtlı olan,
- İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 14.02.2013 tarih ve 2011/281 Esas, 2013/64 sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2016/12964 Esasında kayıtlı olan dava dosyalarının da mevcut bulunduğunun anlaşılması karşısında;
Anılan dosyaların getirtilip incelenerek mümkün olanların birleştirilmesi, kesinleşmiş olanların ise suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle,sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2- Katılan ... Prodüksiyon Film Yapım Tic. A.Ş. vekilinin mahkemeye hak sahipliği belgesi olarak sunmuş olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı İthal Sinema Eserlerine İlişkin Kayıt Tescil Belgesine göre suça konu ''Dünyanın Merkezine Yolculuk'' filminin ana yapımcısının '' ...'' olup, ithal edenin katılan olduğu, Türkiye'de hak sahipliği süresinin ise 18.06.2008- 18.03.2009 tarihleri arası olup suç tarihi itibariyle katılanın hak sahipliğinin bulunmadığı, suça konu Nefes : ... isimli eserden dolayı ise ibraz edilen kayıt tescil belgesinde hak sahibi olarak gözükmediği anlaşılmakla, Dünyanın Merkezine Yolculuk isimli eser yönünden, ana yapımcı şirketin söz konusu filmin hak sahipliğini katılan şirkete devrettiğine ve hak sahipliği süresinin uzatıldığına ilişkin varsa dayanak belgeler getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile ... Prodüksiyon Film Yapım Tic. A.Ş.’nin katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy