MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Şikayet Hakkının Düşürülmesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nın 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicili Memurluğuna bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1- İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut uyuşmazlıkta bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması ancak sanığın savunmasında 2012 yılında iflas ettiğini belirtmiş olması karşısında öncelikle borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden mükellefiyetinin devam edip etmediği sorulup, 2012 ila 2015 yıllarına ait tüm vergi beyanname örnekleri getirtilerek incelenip, borçlu şirketin kayıtlı olduğu Ticaret Sicili Müdürlüğünden şirketin sicil kayıtlarında faal görünüp görünmediği yetkilileri ve tescilli adresi sorulup, bildirilen bu adreste zabıta araştırması yaptırılıp borçlu şirketin ticareti usulsüz terk edip etmediği ve şikayetin süresinde olup olmadığının bu şekilde dosya kapsamına göre tespit edilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, 23/10/2014 olan haciz ve 20/01/2015 olan şikayet tarihleri arasında üç aylık sürenin geçmediği gözetilmeden şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Kanun yolunun kısa kararda itiraz gerekçeli kararda temyiz olarak belirtilmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılarak tarafların yanıltılması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy