2863 sayılı Milli Parklar Kanunu'na aykırılık suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 21, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli ve 2015/117 esas, 2016/82 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/528 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 29/11/2016 gün ve 11518 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/12/2016 gün ve KYB-2016-396402 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Bakanlar Kurulunun 07/12/1998 tarihli kararı ile milli park olarak ilan edilen bölgede yer alan Malatya İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine sanığın, eski yayla evinin içinde yeni bir ev yaptığından bahisle sanığın mahkumiyetine dair karar verilmiş ise de, öncelikli olarak suça konu olan yapının bulunduğu taşınmaz üzerinde, inşaat mühendisi, fen bilirkişisi, orman mühendisi ve arkeoloji ya da sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişi heyeti ile keşif icra edilerek, suça konu olan yerin doğal sit alanı ya da milli park sınırları dahilinde kalıp kalmadığı tespit edilerek, yapının 2863 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olup olmadığı, ayrıca sanığın eyleminin 2873 sayılı Kanunda belirtilen yasaklanan faaliyetler kapsamına girip girmediği tespit edilerek, suçun sabit kabul edilmesi halinde 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla;
Dosya kapsamında yapılan incelemede;
Pütürge Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/05/2016 tarih, 2015/117 Esas, 2016/82 Karar sayılı kararının gerekçesinde, Mahkeme delilleri tespit edip tartışmış, hangi beyan ve delile itibar edilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Ayrıca açıklanması geri bırakılan hüküm açıklandığında hükümdeki Kanuna aykırılıkların olağan Kanun yolu ile giderilmesi de olanaklıdır.
Mahkemece kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen nedenler yönünden dosya kapsamında tüm deliller tartışılıp takdir edilmek suretiyle karar verildiği ve delil takdiri yapılarak verilen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 29/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy