1147 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2012 tarih, 2011/236 Esas ve 2012/1094 Karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 05/10/2016 gün ve 2015/12064 Esas, 2016/21083 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Yükletilen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1) TCK 53/1-c maddesinin uygulanmasına hükmedilirken sanığın alt soyu haricindeki kişiler açısından hak yoksunluğunun infaz tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
2) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, hükümlerin hak yoksunluklarına ilişkin fıkradaki c bendeki haklardan ise koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ ibaresi çıkarılarak, yerine “sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan şartla salıverilme tarihine kadar, alt soyu dışındakiler yönünden infaz tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ ibaresi eklenmek ve TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp, yerine'' 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek,
kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına," ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2017 tarih ve KD - 2017/7182 sayılı yazısı ile;
“Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesi, 25.12.2012 gün ve 2011/236 -2012/1094 sayılı kararı ile 1447 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan, sanıklar ... ve ... haklarında 1477 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan dolayı neticeten sanık ...'nin 4 yıl 2 ay hapis ve 12.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'nin 4 yıl 2 ay hapis ve 12.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Sanıklar müdafisi, dilekçesinde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle temyiz incelemesi sonucunda, kararın bozulmasını talep etmiştir. Yüksek Daire yaptığı inceleme sonrasında, 05.10.2016 gün ve 2015/12064 E. 2016/ 21083 K. sayılı kararında, sanıklar ... ve ... haklarındaki hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin anılan kararına karşı, aşağıda açıklanmaya çalışılacak nedenlerden dolayı, 5271 sayılı CMK’nun 308/1. maddesi uyarınca, 6352 sayılı Yasa ile eklenen, CMK 308/2 ve 3 üncü maddesine dayanılarak, itiraz edilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Dosyanın tetkikinde; mahkemece sanıklar ... ve ... haklarında 1477 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan dolayı neticeten sanık ...'nin 4 yıl 2 ay hapis ve 12.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'nin 4 yıl 2 ay hapis ve 12.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 19. Ceza Dairesince onanması sonucu 05/10/2016 tarihinde kesinleştiği ancak kesinleşme tarihinden önce 06/03/2014 tarihli temlik sözleşmesi ile dosyada şikayetçi görünen eski ünvanı Standart ... A.Ş. iken yeni ünvanı İstanbul ... A.Ş.'nin tüm hak ve alacaklarını Bankacılık Kanunu'nun 143. Maddesi uyarınca devrettiği Vera ... A.Ş.'nin sanıkların yetkili olduğu şirketteki tüm alacak ve haklarından ve şikayetinden vazgeçtiklerini bildirir 03/03/2016 tarihli dilekçe ibraz ettikleri, dava konusu suçun şikayete tabi suçlardan olduğu ancak bu hususun Dairece de değerlendirilmediği anlaşılmıştır.
Belirtilen nedenle, Yüksek Dairenin anılan kararına itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05.10.2016 gün ve 2015/12064 E. 2016/ 21083 K. sayılı kararında, sanıklar ... ve ... haklarındaki onama kararının kaldırılması, hükmün bozulmasına karar verilmesi, görüşümüz doğrultusunda karar verilmemesi durumunda, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2017 tarih ve 2017/7182 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2)Dairemizin 05/10/2016 gün ve 2015/12064 Esas, 2016/21083 karar sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Şikayetçi vekilinin, hükümden sonra 03/03/2016 havale tarihli dilekçesiyle şikayetten vazgeçmesi nedeniyle düşme kararı verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan Kanun'un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki davanın şikayetten vazgeçme nedeniyle İİK'nın 354. maddesi gereğince DÜŞMESİNE, 03/05/2017 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy