Karşılıksız çek düzenleme suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda müşteki vekilinin şikayet dilekçesinin reddine dair İzmir 6. İcra Ceza Mahkemesinin 16/11/2016 tarihli ve 2016/873 esas, 2016/698 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/03/2017 tarihli ve 2017/135 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 16/06/2017 gün ve 5603 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2017 gün ve KYB; 2017-39606 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesiyle değişik 5/1. maddesinde yer alan "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür." ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 353. maddesinde yer alan "İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, karşılıksız çek düzenleme suçundan dolayı İzmir 6. İcra Ceza Mahkemesince verilen şikayetin reddine ilişkin karar itiraz kanun yoluna tabi olup, itirazın da 2004 sayılı Kanun'un 353/1. maddesindeki hükümler çerçevesinde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesi, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiği düşünüldüğünden, merciince itiraz konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini müteakip, dosyanın karar verilmek üzere görevli ve yetkili itiraz merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtiraz" başlıklı 353. maddesi uyarınca İzmir 6. İcra Ceza Mahkemesinin 16.11.2016 tarih, 2016/873 Esas ve 2016/698 Karar sayılı kararı ile şikayet dilekçesinin reddine dair verilen karara karşı başvurulabilecek kanun yolunun itiraz kanun yolu olarak belirlenmiş olmasına rağmen, anılan karar içeriğinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtilmiş olması nedeniyle yapılan istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince anılan karara karşı ancak İzmir Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinden bahisle istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile dosyanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesine iadesine dair kararını müteakip, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince, " dosyanın görevli ve yetkili itiraz merciine gönderilmesine" dair karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, kanun yararına bozma isteminin kabulü ile mercii İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/03/2017 tarihli ve 2017/135 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 07/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy