Karşılıksız çek düzenlemek suçundan şüpheli ... Tic. Ltd. Şti. hakkında vâki şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinde 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan değişiklik ile şikâyet dilekçesinin İcra Ceza Mahkemesine sunulması gerektiğinden bahisle idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 09/12/2016 tarihli ve 2016/545 soruşturma, 2016/107 sayılı kararına müşteki vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/01/2017 tarihli ve 2017/7 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 03/07/2017 gün ve 981 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/07/2017 gün ve KYB; 2017-43319 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; Mercii tarafından 5941 sayılı Kanun’un 3. maddesinde değişiklik getiren 6728 sayılı Kanun’un 62. maddesindeki düzenlemenin yine aynı Kanun'un 76. maddesinde belirtildiği üzere 31/12/2017 tarihinde yürürlüğe gireceğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de;
6728 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle 5941 sayılı Kanun’un 3. maddesine yukarıda belirtilen değişikliğin yanı sıra 10. fıkra eklenerek “Lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” şeklinde karekodlu çekler yönünden yeni bir düzenleme getirildiği, kanun koyucunun 6728 sayılı Kanun’un 76/f maddesindeki düzenleme ile işbu karekodlu çekler için öngörülen yeni düzenlemenin yürürlük tarihinin ertelenmesini amaçladığı zira;
6728 sayılı Kanun’un 63.maddesi ile değiştirilen 5941 sayılı Kanun’un 5.maddesinde “ (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur…Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenleme yapılarak çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek eyleminin, adli para cezasını gerektirir bir suç olarak öngörüldüğü, aynı maddede bu suçtan dolayı açılan davaların İcra mahkemelerinde görüleceği ve 2004 sayılı Kanun’un 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usûlüne ilişkin hükümlerin uygulanacağının açıkça hükme bağlandığı, 2004 sayılı Kanun’un 349. maddesinde “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.” şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı şikâyetlerin doğrudan İcra mahkemelerine yapılması gerektiği cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kanunda belirtilen hukuka aykırı fiili öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlama görevi verilmiş, aynı Kanun'un 172. maddesinde, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiş, 173. maddesinde de Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı, "suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir" şeklindeki itiraz kanun yolu usulü düzenlenmiştir.
Yukarıda değinilen açıklamalardan ötürü Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/12/2016 tarihli idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair kararın, aslında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar olarak kabulü ile yapılan incelemede; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesinde 15/07/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile yapılan değişiklik ile 09/08/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere karşılıksız çek keşide etmek suçlarından açılacak davalar için görevli mahkemelerin icra mahkemeleri olarak belirlenmesi, şüpheli ... Tic. Ltd. Şti. adına ŞekerBank... Şubesi'nce çıkartılmış 1008853 numaralı, 72.600,00 Türk lirası bedelli ve 30/08/2016 keşide tarihli çek, 1008854 numaralı, 72.600,00 Türk lirası bedelli ve 30/09/2016 keşide tarihli çek, 1008855 numaralı, 73.200,00 Türk lirası bedelli ve 30/10/2016 keşide tarihli çek ile 1008856 numaralı, 74.500,00 Türk lirası bedelli ve 30/10/2016 keşide tarihli çekin müşteki tarafından bankaya ibraz edildiğinin ve ibraz tarihinde karşılıklarının bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında, mercii Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/01/2017 tarihli ve 2017/7 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, kanun yararına bozma isteminin kabulü ile Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/01/2017 tarihli ve 2017/7 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 24/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.