5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'nın, anılan Kanun'un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 207/1, 43/2, 62/1(iki kez ) ve 52/2. maddeleri uyarınca 820,00 Türk lirası adli para ve 1 yıl 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararının, özel belgede sahtecilik suçu yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1384 esas, 2017/1317 sayılı ilamıyla bozulmasını müteakip, yapılan yargılama neticesinde sanığın 5809 sayılı Kanun'un 63/10, 5237 sayılı Kanun'un 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 820,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli ve 2017/251 esas, 2017/459 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 14709/2017 gün ve 8390 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 gün ve KYB. 2017 / 53520 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Bursa Cumhuriyet Başsavclığının 24/11/2016 tarihli ve 2014/72585 soruşturma, 2016/23481 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında şikayetçi ...'nın bilgisi ve rızası dışında müşteki adına 0 506 751 69 60 numaralı GSM hattını çıkartmak, elektrik abonelik ve bu ikamete ait kira sözleşmesi düzenlenmek eylemleri nedeniyle 5809 sayılı Kanun’a muhalefet ve özel belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı,
Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/911 esas sayılı dosyasına kayden yapılan yargılama neticesinde, anılan mahkemenin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararı ile sanığın, 0 506 751 69 60 numaralı GSM hattını çıkartma şeklinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, müşteki adına elektrik aboneliği ve bu ikamete ait kira sözleşmesi düzenlenmek şeklinde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle ise özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği,
Anılan kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1384 esas, 2017/1317 sayılı kararı ile özel belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan hükmün bozulduğu, bozma üzerine Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/251 esası üzerinden yapılan yargılama neticesinde, sanığın eylemlerinin tek kabul edilerek 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
1- Sanığın şikayetçi ...'nın bilgisi ve rızası dışında müşteki adına 0 506 751 69 60 numaralı GSM hattını çıkartması nedeniyle eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesin 2016911 esası üzerinden yapılan yargılama neticesinde 820 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen para cezasının miktar yönünden kesin olması nedeniyle bu suç yönünden kararın 25/01/2017 tarihinde kesinleştiği gözetilmeden, bu eylem yönünden yeniden değerlendirme yapılarak ikinci kez mahkumiyetine karar verilmesinde,
2- Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli kararıyla, sanığın, müşteki adına elektrik aboneliği ve bu ikamete ait kira sözleşmesi düzenlenmek şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerinin 5809 sayılı Kanun’a muhalefet kapsamında tek eylem olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'nce sanığın istinaf başvurusu incelenirken, istinaf mahkemesinin gerekçesi de gözetildiğinde, sanığın sahte elektrik abonesi sözleşmesi ve kira sözleşmesi düzenlemesi şeklindeki eylemleri yönünden verilen özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin karar açısından istinaf incelemesinin yapılmadığı, bu nedenle Bursa Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli kararının özel belgede sahtecilik suçu açısından kesinleşmediği, bu hali ile dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilip sonucunun beklenilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek mahkumiyetine karar verilmesinde,
İsabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında, rızası dışında başkası adına cep telefonu abonelik sözleşmesi yapmak suçundan dolayı kardeşinin yapmış olduğu 10.11.2014 tarihli şikayet sonucunda başlatılan soruşturma kapsamında; sanık ...'nın verdiği ifadede kardeşi ... adına onun bilgisi ve rızası dahilinde ... adına bir adet kira sözleşmesi, bir adet elektrik ve doğalgaz aboneliği yaptığını ikrar ettiği, ancak cep telefonu sözleşmesinden haberi olmadığını beyan ettiği, cep telefonu bayi sahibinin sunduğu evraklara göre abonelik sözleşmesinin ekinde sunulan elektrik faturasına istinaden işlem yapıldığının belirtilmesi üzerine yapılan araştırmada elektrik faturasının sonradan adresinin değiştirildiği ve yine ... adına bu kez Soğanlı Mahallesindeki sanığın yeni adresi için yenilendiği, dosya kapsamında grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan raporua göre; elektrik, kira ve cep telefonu abonelik sözleşmelerinin her üçündeki imzanın da sanık ...'un eli ürünü olduğu hususunda rapor verildiği, buna göre sanık hakkında 15.09.2012 tarihli kira sözleşmesi ve 19.09.2012 tarihli elektrik sözleşmesi için TCK'nın 207/1, 43/1, 53 ve 54. maddeleri gereği, 09.10.2009 tarihli cep telefonu abonelik sözleşmesi oluşturma eylemi için 5809 sayılı Kanun'un 56/4 göndermesiyle 63/10. maddesinden cezalandırılması için kamu davası açıldığı, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde; sanığın sonradan cep telefonu aboneliğini imzaladığını beyan etmesi ve atılı suçlamaların sabit olması gerekçesiyle; 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesi göndermesiyle 63/10. maddesinden neticeten 820 TL ve TCK'nın 207/1. maddesinde unsurları yazılı özel belgede sahtecilik suçundan TCK 43. maddesi de uygulanarak neticeten 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmedildiği, kararda miktar itibariyle kesinlik yönünden herhangi bir belirtme yapılmadığı tüm karara karşı istinaf yargı yolunun açık olduğu görülmektedir. Sanığın karar karşı kira sözleşmesinin aslının dosyada bulunmadan ceza verilemeyeceği, diğer sözleşmeleri ise abisinin rızası ve bilgisi ile imzaladığı gerekçesiyle suçun oluşmadığı gerekçesiyle istinaf yoluna başvurduğu görülmektedir. Mahkemece 5809 sayılı Kanun gereği verilen 820 TL adli para cezasının miktar itibariyle kesinleştirmesinin yapılarak, infaz Cumhuriyet savcılığına gönderildiği dosyadan anlaşılmaktadır.
İstinaf talebini inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 17/03/2017 tarihli, 2017/1384 E. - 2017/1317 K. Sayılı kararında özetle, sanığın cep telefonu abonelik sözleşmesi yapmak, kira sözleşmesi ve elektrik abonelik sözleşmesi yapmak biçimindeki eylemlerinin kül halinde ve sadece 5809 sayılı Kanun'un 56/4. Maddesi göndermesiyle 63/10. maddesindeki suçu oluşturacağı, bu nedenle sanık hakkında hem TCK 207/1. maddesinden hem de 5809 sayılı Kanun'un 63/10. maddesinden ayrı ayrı iki mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın her iki mahkumiyet hükmü yönünden de bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla istinaf mercii tarafından kararın her iki suç yönünden de incelendiği ve sanığın eyleminin tek bir eylem olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, bozma üzerine verilen 14/06/2017 tarihli, 2017/251 E. - 2017/459 K. Sayılı kararda özetle; bozma ilamına uyulmak suretiyle, sanığın eyleminin kül halinde tek bir eylem olarak değerlendirilip sadece 5809 sayılı Kanun'un 63/10. Maddesi gereği sanık hakkında neticeten 820 TL adli para cezasına hükmedildiği görülmektedir. Bozma kararı öncesi mahkemece kesinleştirilen ve ilk kez verilen 820 TL adli para cezasının ise yukarıda belirtildiği üzere infaz Cumhuriyet Savcılığına gönderildiği görülmektedir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talepnamesinde özetle; sanığın rıza dışı cep telefonu abonelik sözleşmesi yapmak eylemi nedeniyle hakkında 25.01.2017 tarihinde verilen ilk 820 TL adli para cezasının miktar itibariyle kesin olduğu bu eylem için istinaf sonrası verilen kararla yeniden aynı 5809 sayılı Kanun gereği aynı 820 TL'lik adli para cezasının verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu 25.01.2017 tarihli kararı üzerinde sahte elektrik ve kira sözleşmeleri nedeniyle "özel belgede sahtecilik suçu"ndan verilen hüküm yönünden bir inceleme yapılmadığı, bu haliyle dosyada bu inceleme sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak bu inceleme sonucunun beklenmeden karar verilmesinde bir isabet olmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin bozma üzerine verdiği 14.06.2017 tarihli 2017/251 E. - 2017/459 K. sayılı kararının bozulması istenmektedir.
5271 sayılı CMK'nın Kanun yararına bozma başlıklı 309/1. maddesi;
"(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir..." hükmünü amirdir.
Hal böyleyken, sanık aleyhine aynı eylemi nedeniyle ikinci kez ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle kanun yararına bozma talep edilen ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli ve 2017/251 esas, 2017/459 sayılı kararının yanı sıra henüz hiçbir denetimden geçmeksizin ilk derece mahkemesince kesinleştirilen Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararı aleyhinde de kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin sorulması gerektiği anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamede belirtilen Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararına karşı da kanun yararına bozma yoluna gelinip gelinmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy