6222 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’a muhalefet suçundan sanık ...’ün, aynı Kanun’un 14/1, 14/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 240,00 Türk Lirası adli para ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/454 Karar sayılı kararına sanık müdafii ve katılan vekili tarafından ayrı ayrı yapılan itirazların reddine ilişkin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2016 tarihli ve 2016/617 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 20/10/2017 gün ve 6486 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2017 gün ve KYB-2017-59747 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 Karar sayılı kararı uyarınca, itiraz merciinin yapacağı incelemeyi sadece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif (nesnel) uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapması gerektiği yönündeki açıklama nazara alınarak yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre,
1- İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/01/2016 tarihli iddianamede, sanık hakkında 6222 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 14/1. maddesinde yer alan hakaret suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmadığı gibi, anılan suç için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/01/2016 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hakkında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen 6222 sayılı Kanun'un 14/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 173/1. maddesinde ki, “Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinin suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği, bu nedenle de davaya katılma hakkı olmadığı ve lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği cihetle,
İtirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın Kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Kanun yararına bozmaya konu ihbarnamenin (2) nolu bendi yönünden yapılan incelemede;
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Bu açıklamalara ve yerleşik yargısal kararlara göre (Yargıtay 1. CD’nin 05/11/2008 tarih ve 2008/9091-7078 E.K; 3. CD’nin 14/11/2007 tarih ve 2007/12330-8319 E.K; 11. CD’nin 27/02/2013 tarih ve 2012/28035 E., 2013/3196 K. ve 12. CD’nin 27/12/2012 tarih ve 2012/21561-28771 E.K sayılı kararları) vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olması nedeniyle bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulamayacağından, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
II-Kanun yararına bozmaya konu ihbarnamenin (1) nolu bendi yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/01/2016 tarihli iddianame ile 6222 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 14/1. maddesinde yer alan hakaret içeren tezahürat suçundan kamu davası açılmadığı gibi, anılan suç için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/01/2016 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine karşın, yargılama sonucunda, sanığın eyleminin 6222 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 14/1. maddesi kapsamında kabul edilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2016 tarihli ve 2016/617 değişik iş sayılı kararının CMK'nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı davanın esasını çözen karar niteliğinde olmadığından müteakip işlemin mahallinde yapılmasına 23/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy