MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 237 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın eyleminin 237 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yer alan suçun maddi unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeksizin sanık hakkında beraat yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilerek, sanık tarafından ödenip ödenmediği araştırılmak suretiyle, suç tarihi itibariyle sanıkların adli sicil kayıtları incelenerek, zarar koşulu haricindeki CMK'nın 231. maddesinde bulunan subjektif ve objektif koşullar da tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, mahkemenin ''sanığın aynı suçu bir daha işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından' şeklindeki kabulle "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına" yer olmadığına karar verilmiş ise de, mahkemeyi bu kabule götüren somut olguların neler olduğu karar yerinde temyiz denetimine imkân tanıyacak şekilde açıkça gösterilmeden belirtilen şekilde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmuş olması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy