MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-) 5237 sayılı TCK'nın ön ödeme başlıklı 75.maddesinde;
"(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için otuz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,
c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer..."
Şeklinde yer alan düzenlemeyle, soruşturma ve kovuşturma aşamasında, sanığa yapılacak ön ödeme ihtarının usulü, içeriği ve buna uyulması halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceği veya kamu davasının düşeceği açıkça belirtilmiştir.
Buna göre, soruşturma veya kovuşturma aşamasında, atılı suçun ön ödeme kapsamında giren suçlardan olduğunun anlaşılması halinde, atılı suç için Kanun'da öngörülen cezanın alt sınırından hesaplanacak miktarda ön ödeme miktarına ek olarak soruşturma giderlerinin istenebileceği düzenleme altına alınmıştır.
Bu açıklamalar ışığında temyize konu dosyanın soruşturma aşamasında; sanığa yapılan ödeme tebliğinde 5809 sayılı Kanun'un 63/10. maddesinin alt sınırında yazılı 50 gün adli para cezasının karşılığı olan 1000 TL ile 500 TL soruşturma giderinin toplanmak suretiyle bulunan 1500 TL'nin ödenmesinin istendiği, ancak dosyada bu kadar soruşturma gideri olmadığı gibi Kanun'da yazılı başka bir dayanağın da bulunmadığı, hal böyleyken ön ödeme tebligatının usulsüz ve Kanun'a aykırı yapıldığı görülmektedir.
Bu nedenle sanığın eyleminin 5809 sayılı Kanun'un 56/4. Maddesi göndermesiyle 63/10. maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; atılı suçun alt ve üst sınırları göz önüne alındığında 5237 sayılı Kanun'un TCK 75. maddesi gereği ön ödemeye tabi suçlardan olduğu anlaşılmakla, mahkemece sanık için adı geçen maddede yazılı adli para cezasının alt sınırından hesaplanacak ön ödeme teklifinde bulunulmasıyla aynı maddede yazılı 10 günlük süre içinde ön ödeme şartının yerine getirilmesi beklenerek, sonucuna göre açılan kamu davasının düşmesine veya devamına karar verilmesiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, ön ödeme işlemleri usulüne uygun biçimde yerine getirilmeksizin yargılamaya devamla yazılı gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-) Sanığın "kişinin bilgisi dışında abonelik sözleşmesi düzenlemek" şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesi göndermesiyle 63/10. maddesi gereği cezalandırılması için hakkında kamu davası açılmışken, CMK'nın 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınmadan ve CMK'nın 230/1-c maddesine aykırı olarak gerekçesiz bir şekilde; 5809 sayılı Kanun'un "elektronik kimlik bilgisini haiz cihazlar" hakkında düzenlenen 55/1. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 63/9. maddesi uygulanmak suretiyle hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
3-) Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin, suça konu sözleşmenin yapıldığı tarih olan 25.07.2011 olması gerekirken, 24.07.2011 olarak yazılması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy