MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KABAHAT : 5307 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Müsadere Talebinin Reddi
Yerel Mahkemece verilen karar temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Müsadere talebinin reddine ilişkin kararın temyizine konu maddi olayda; kabahatli şirketin işyerinden 31/10/2012 tarihinde alınan LPG (Otogaz) numunesinin 5307 sayılı Kanun'un 4/4-ğ maddesine göre teknik düzenlemelere aykırı olması nedeniyle talepte bulunan kurum tarafından aynı Kanun'un 16. maddesinde düzenlenen idari para cezasına ve 17/2 maddesinde düzenlenen depolama lisansının iptaline ve ayrıca denetim tarihinde tespit edilen ürün miktarı üzerinden hesaplanacak kaim değerin müsaderesine karar verilmesi için ilgili işlemlerin başlatılmasına karar verilmesi üzerine talepte bulunan kurum vekilince, kabahatli şirkete ait tesisten 31/10/2012 tarihli numune alma tutanağında belirtilen LPG'nin bedeli kadar para tutarının Sulh Ceza Mahkemesince müsaderesine karar verilmesinin talep edildiği, Erzurum 7.(Kapatılan) Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih, 2014/496 Esas ve 2015/132 Karar sayılı kararı ile de ele geçen LPG'nin değeri kadar tutarın müsaderesi talebinin reddine ilişkin karar verildiği ve bu kararın da talepte bulunan kurum vekilince temyiz incelemesine konu edildiği anlaşılmaktadır.
5252 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde, “Diğer kanunların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31/12/2008 tarihine kadar uygulanacağı” belirtilmiş olup, 5307 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde öngörülen müsadere tedbirinin, 01/01/2009 tarihinden itibaren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerine aykırı olduğu ve 01/01/2009 tarihinden sonra uygulanma imkanı kalmadığı, 5307 sayılı Kanun'da, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerine ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun ruhu ve mantığına uygun biçimde “mülkiyetin kamuya geçirilmesi tedbiri” öngörülmesi şeklinde açık bir yasal değişiklik ve düzenleme yapılıncaya kadar 5307 sayılı Kanun'un 17/2. maddesindeki müsadere tedbirinin uygulanması hukuken kabil olmadığı cihetle,
25754 sayılı Resmi Gazetede 13/03/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5307 sayılı Kanun'un; 4/4-ğ. maddesinde yer alan “Bu Kanuna göre faaliyette bulunanlar; ..Piyasa faaliyetlerinde, teknik düzenlemelere uygun LPG sağlamak,.. İle yükümlüdür.”, 16/2-b-4. maddesinde yer alan “Aşağıdaki hâllerde sorumlulara ikiyüzellibin Türk Lirası İdarî para cezası verilir: .. Son fıkrası hariç 4 üncü madde hükümlerinin ihlâli..” ve aynı Kanun'un 17/2. maddesinde yer alan “Kaçak veya menşei belli olmayan LPG ile piyasa faaliyetinde bulunan lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Teknik düzenlemelere uygun olmayan LPG’yi piyasa faaliyetine konu etme fiilini, lisans süresince, aynı lisansla üç defa işleyen lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Teknik düzenlemelere uygun olmayan LPG, mahkeme kararı ile müsadere edilir....” şeklindeki hükümler dikkate alındığında kabahatli şirketin eyleminin karşılığı olarak idari para cezası öngörüldüğü ve teknik düzenlemelere aykırı LPG'nin mahkeme kararı ile müsadere edileceğinin hüküm altına alındığı, buna karşılık 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde yer alan “1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” ve yine aynı Kanun'un 54/1-2. maddesinde yer alan “(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlâk açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması hâlinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir “ şeklindeki hükümler gereğince, 5237 sayılı Kanun gereğince bir eşyanın veya kaim değerinin müsadere edilebilmesi için öncelikli şartın, müsadereye konu eşyanın “kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşya” olması gerektiği gibi 5237 sayılı Kanun'un genel hükümlerinin ancak özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında uygulanabileceği ve yine 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3/1-b maddesinde yer alan “(1) Bu Kanunun;...b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.” ; aynı Kanun'un 4/2. maddesinde yer alan “ (2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir” ; aynı Kanun'un 16/1-2. maddesinde yer alan “(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. (2) İdari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir.” ve yine aynı Kanun'un 18/1-6. maddesinde yer alan “(1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.... (6) Kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir.” şeklindeki hükümler gereğince ise, kabahat niteliğindeki eylemler bakımından 5326 sayılı Kanun'un genel kanun niteliğinde olduğu ve kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının, ancak kanunla belirlenebileceği, somut dosyada mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve dolayısıyla kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilebilmesi düşünülebilse de, bu konuda 5307 sayılı Kanun ile herhangi bir kanuni düzenleme yapılmadığından ve Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 15/6. maddesinde yer alan düzenlemenin kanunun aradığı usul ve şartlardaki yasal düzenleme yerine geçmeyeceğinin anlaşılması karşısında, kaim değerin müsaderesi talebinin reddine karar verilmesi sonuç itibariyle doğru olduğundan talepte bulunan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 17/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy