Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...’un beraatine dair İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesinin 30/05/2017 tarihli ve 2015/785 Esas, 2017/671 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İzmir 1. İcra Ceza Mahkemesinin 16/06//2017 tarihli ve 2017/167 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/02/2018 gün ve 94660652-105-35-7919-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/02/2018 gün ve KYB.2018-14430 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
1- İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesince, taraflar arasındaki borca dayalı sözleşmenin tüketici sözlemesi olduğu, bu nedenle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un bu davada dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda takip tarihinde yasal faiz oranının yıllık %9, avans faiz oranının ise %10.50 olduğu, buna karşı tüketici aleyhine %72 oranında faiz işletilerek 7.937,80 Türk lirası alacağın 5 ay gibi kısa bir zaman sonra takip giderleri ile birlikte 17.663,26 Türk lirası olarak tahsilinin talep edildiği, bu durumun ise 6502 sayılı Kanun’un 5/2. maddesinde düzenlenen “Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.” şeklindeki emredici düzenlemeye aykırı olduğu, bu taahhüde uyulmamasının da yasanın aradığı makul bir mazeret niteliğinde olduğundan bahisle beraatine karar verilmiş ise de,
Borçlu sanık ... hakkında İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2014/17182 esas sayulı dosyası üzerinden 7.937,80 Türk lirası asıl alacak, 2.896,75 Türk lirası işlemiş faiz ve 1.587,56 Türk lirası cezaî şart kalemlerinden oluşmak üzere toplam 12.422,11 Türk lirası toplam alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, faiz miktarlarının ve oranlarının ödeme emrinde açıkça gösterildiği, takibin kesinleşmesini müteakip 18/05/2015 tarihinde taraflar arasında faiz miktar ve oranlarının açıkça gösterilerek toplam 17.663,26 Türk lirasının 06/07/2015 tarihinde ödeneceği hususunda mutabık kalınarak taahhütname düzenlendiği, borçlu sanığın faize ilişkin genel mahkemeler nezdinde açılmış menfi tespit davası da bulunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun olarak düzenlenmiş taahhüde uymayan borçlu sanığın tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,
2- Sanığa İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesi tarafından duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceğinin ihtarını içerir duruşma gününü bildiren meşruhatlı davetiyenin, sanığın belirtilen adreste tanınmaması nedeniyle bilâ tebliğ iade edilmesi üzerine, sanığın yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm verilerek savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verildiği gözetilmeden,
İtirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Kanun yararına bozma isteminin (2) no’lu nedeni yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, İzmir 1. İcra Ceza Mahkemesinin 16/06//2017 tarihli ve 2017/167 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, bozma sebebine göre bu aşamada kanun yararına bozma isteminin (1) no’lu nedeni yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 13/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.